Translate

Kasım Şen - (Mütehayyil)

müşteri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müşteri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ekim 2022

NE VEREYİM ABİME

 




NE VEREYİM ABİME

Çok sıkça duyduğumuz bir karşılama konuşmasıdır:

“-Ne vereyim ağğbime!”

“-Ne vereceksin bana!”

Özellikle restoran ve kafelerde garsonlarla mekanın müdavimleri arasında bu tür diyaloglar gerçekleşir. Önceden oluşan tanışmışlığın ve samimiyetin bir ifadesidir aslında. Bunu ünlü komedyenlerimizden Cem Yılmaz da bir gösterisinde esprili şekilde kullanmıştı. Garsonluk; hizmet sektörünün en önemli mesleklerinden birisidir. Restoranların, kafelerin veya benzeri yerlerin müşteriye bakan yüzüdür. En kaliteli malzemelerden, en kaliteli yemekleri yapsanız bile asık suratlı, sevimsiz ve iletişimsiz bir garson hizmet veriyorsa her şey boşa gidebilir. Kimi zaman vasat bir mekan, sırf garsonlarının hizmet kalitesi nedeniyle tercih edilebilir. Bu nedenle, müşteri ile garson arasında sıkı bir iletişim bağı vardır, olmalıdır.

Projelerimizde de müşterilerimiz önemlidir. Müşteri memnuniyetini sağlamak ve devam ettirmek projenin başarısı için önemli kriterlerden birisidir. Üründen veya hizmetten memnun olan müşteri, sonraki projelerin ortaya çıkması için fırsat yaratacaktır. Bu yaklaşımla ele alınırsa, proje ekibimiz de müşterilerimize hizmet veren garsonlar gibi düşünülebilir.

 

“Proje yöneticisi bir garson gibi davranabilir mi, davranmalı mıdır?!”

 

Soru çok basit gibi görünse de cevabı çok derinlik içermektedir. Bütün projeler en az bir gereksinimden, ihtiyaçtan veya talepten ortaya çıkar. Dolayısıyla her projenin en az bir müşterisi vardır, olmalıdır. Projelerimizde müşterilerimiz kimi zaman bir kişi veya kurum olabilir, kimi zaman da toplum, ülke veya tüm dünya olabilir. Projenin gereksinimlerini elde etmek, ortaya çıkarmak çok önemli bir süreçtir. Projenin kapsam yönetimi buna bağlıdır. Gereksinimlerin detaylandırılması, belirsizliklerin giderilmesi ve en sonunda müşteri ile anlaşılması gerekmektedir. Fakat bu hiç de öyle kolay işler değildir!

Gereksinimleri belirlemek için yapılan toplantılarda ya da çalışmalarda hemen müşterinin istekleri alınmak istenir. Bununla birlikte, proje yöneticisi veya sistem/gereksinim sorumlusu ya da analisti müşterilere “Ne istersiniz efendim” diye yaklaşmamalıdır. Müşteriye “ne istersiniz?” diye sorulduğu zaman onlar da “ne vereceksin bana!” diye bir beklenti içine girer. İşte burada tehlikeli bir döngüye girilebilir..

“-Ne istersiniz efendim?”

“-Şunu isterim, böyle olsun”

“-tabii, başka ne istersiniz?”

“-ayrıca şu da olsun”

“-bunu şöyle ister misiniz?”

“-aa evet öyle olsun..”

 

Proje gereksinimlerini elde ederken; maliyet, zaman ve kaynak kısıtları düşünülerek yaklaşılması gerekir. Müşterilerimizin istekleri sınırsızdır ancak kaynaklarımız sınırsız değildir. Bu nedenle her bir gereksinim için bu kısıtlara göre etki analizi yapılmalıdır.

İyi şeyler söylüyoruz da, bunları yapmak hiç de kolay değil!

Bir yandan müşteri memnuniyetini arttırmaya çalışırken, diğer yandan da projenin kısıtları arasında sıkışıp kalıyoruz. Bir tahterevallinin iki ucu gibi konular bunlar. Dengeyi bulmak ve korumak çok zor.  Bunun için 3 farklı yöntem önereceğim:

  • ·         Konsept çözüm sunma
  • ·         Alternatif çözümler arasında tercih
  • ·         İşbirlikçi çözümler üretme

Konsept çözüm sunma yönteminde müşterimize elimizdeki hazır çözüm(ler) önerilir. Bunu bir restoranda tek tip yemek sunulmasına benzetebiliriz. Garsonun müşterilerine “bizde sadece çöp şiş bulunuyor, yanında bir ikramlarımız olur” demesi gibidir. Burada müşteri seçim yapmak durumunda kalmamaktadır. Bazı müşteriler bunu tercih ederler. Çünkü konsept bellidir. Çöp şiş yemek yerine kuru fasulye, pilav isteyemeyecektir. Projelerimizde de eğer güçlü ve sağlam bir çözümümüz varsa, müşterimizi bu konuda ikna etmek iyi bir yöntem olabilir. Ancak sunulan yöntem iyi ve hatasız değilse, sonucu fiyasko olacaktır. Elimizdeki argümanlara güvenmediğimiz sürece konsept çözüm yönteminden uzak durulmalıdır.

Alternatif çözümler arasında tercih yapma yönteminde ise müşterimize birkaç çözüm yöntemi arasından seçim yapması istenir. Ancak burada önemli nokta müşterinin seçim yaparken ne kadar özgür bırakıldığıdır. Eğer sunulan tercihler birbirine yakın ve benzer kısıtlara sahipse, müşterinin tamamen özgür tercih yapması istenebilir. Bu durum, müşterinin bir mağazada mavi, siyah, kırmızı renkli kazaklardan istediğini seçmesine benzetilebilir. Sonuçta maliyet, zaman ve kaynak açısından çok farklılık yoksa müşterimiz istediğini seçebilmelidir. Bazen ise müşteriler en uygun çözümü seçmesi konusunda yönlendirilirler. Bu durumda en avantajlı çözümün yanında en dezavantajlı çözümler sunulur. Buna “hastayı ölümle korkutup, sıtmaya razı etme” denilebilir. Ancak elimizdeki çözümlerin maliyet, zaman ve kaynak analizleri doğru yapılmadığı zaman alternatifler arasından tercih yapma yöntemi sıkıntı yaratacaktır. Bir anda hiç istenilmeyen bir çözümün tercih edilmesiyle karşılaşılabilir.

İşbirlikçi çözümler üretme yönteminde ise çözüm, müşteri ile birlikte üretilir. Böylece gereksinimlerin analiz edilmesinde müşterinin katılımcı olması sağlanır, analiz sonucuna göre müşteriden çözüm konusunda da önerileri istenir. Karşılıklı bir uzlaşmaya varana kadar bu süreç işletilir. Bu yöntem hem zaman alması hem de çok fazla değişiklik yapılması gerekebileceği için sıkıntılı olabilir. Ancak yüksek müşteri memnuniyeti açısından en avantajlı yöntemdir. Özellikle çevik proje geliştirme yöntemlerinde bu yaklaşım tercih edilmektedir.

 

“Ne vereyim ağbime” demek proje yönetiminde her zaman uygun değildir. Yoksa;

“Bindik bir tahterevalliye, gidiyoruz kıyamete..” olabilir.

 


10 Ekim 2021

VELİNİMET



 VELİNİMET

Eskiden küçük esnaf dükkanlarında girişte, kolayca görülebilen bir yerde sıkça rastladığımız bir yazıydı:"Müşteri velinimetimizdir" Artık pek göremiyoruz ancak büyük veya küçük tüm işyerleri için müşteri halen velinimettir.

Çalışanlara "maaşınızı kim veriyor?" diye sorulsa sanırım : "Patron veriyor, Yöneticim veriyor, (Kamu Çalışanları için) Devlet veriyor, Vakıf veriyor, Haydar abi veriyor, Cemil usta veriyor" gibi cevaplar alırız. Aslında verilen cevaplar şeklen doğrudur. Fiili gerçekleştiren kişiler bunlardan birisidir. Fakat işin özünde, maaşlarımızı veren kişiler aslında müşterilerimizdir. Müşterilerimiz hiç olmasa patronumuz, Haydar abimiz, Cemil ustamız en fazla kaç ay bize maaş verebilir?! Bir ay, zorlasa belki iki ay.. Pandemi döneminde bunu gördük. Kısıtlamalar ve kapatmalar yaşandıkça, maaşların ödenmesinde zorluklar oluştu. İşyerleri kapandı, maaşlar ödenemedi..  

2017 yılında yayınladığımız Proje Yönetimi Manifestosu'nun 10. maddesinde şöyle demiştik:

"10. Projelerde sürdürülebilir başarı için müşteri memnuniyetinin sağlanması esastır"


Burada önemli olan başarının sürdürülebilir olmasıdır. Bazı projeler her ne kadar başarılı biçimde tamamlanmış olsa da devamlılıkları olmadığı için sürdürülebilir bir başarıya sahip değildirler. Fakat  müşteri tarafında bir memnuniyet oluşturulmuş ise, yeni fırsatlar ve talepler gelecektir. Bu da yeni projelerin doğmasına sebep olacaktır. Sürdürülebilir başarının anahtarı müşterinin memnuniyetinde saklıdır.

Her projenin mutlaka bir alıcısı yani müşterisi vardır. Aynı şirket içindeki farklı gruplara yapılan projelerde bile "iç müşteri" durumu vardır. Kamu projeleri için ise müşteriler vatandaşlardır, toplumdur. "Alıcı makam" diye tarifleyebileceğimiz mutlaka birileri olacaktır. Sonuçta hepsi için "memnuniyetin" sağlanması önemlidir.

Proje yöneticisi için müşteri memnuniyetini sağlamak önemli bir görevdir. Müşteri el üstünde tutulmalı ve sorun yaşanması durumunda çözüm için çaba harcanmalıdır. Yaşanan sıkıntılar nedeniyle memnuniyetini yitiren, rahatsız olan, incinen müşteriler; aynı zamanda çevrelerindeki potansiyel müşterileri de negatif yönde etkileyecektir. Dolayısıyla yaşanan tahribat büyüyecek, katlanacaktır. Elbette aksi durum da mümkündür. Mutlu müşteri, diğer potansiyel müşteriler için referans kaynağı olacaktır. 

Yaşamımızda da benzer durumları kendimiz yaşıyoruz. Birçok kez arkadaşlarımızın, dostlarımızın tavsiye ettiği yerlerden alışveriş yapmaya çalışıyoruz. Onlar memnun kalmış ise, bizim de memnun kalma ihtimalimiz yükseliyor.

Projeleri geliştirilirken yaşanan sorunlar, karşılaşılan zorluklar, ekip içindeki çatışmalar, kaynak kısıtları, diğer projelerdeki kaynaklarla olan çakışmalar, iletişim problemleri, ekipler arasındaki fiziksel mesafeler, proje yönetiminden kaynaklanan beceriksizlikler ve planlamadaki tutarsızlıklar; müşteri için önemli değildir. Bu sorunlar müşteriye yansıtılmadan çözüm bulmak için çaba harcanması gerekir. Müşterilerimize çözümsüzlük sunmak yerine çözüm için çaba harcandığını göstermek bile memnuniyet yaratacaktır. 

Belki hepimizin bildiği bir konuyu tekrar etmiş gibi oldum ancak "bildiğimiz ama uygulamadığımız" diğer nice konu gibi bunun da dilimizin döndüğünce yeniden ele alınmasını faydalı buluyorum.


Sürçülisan ettikse, affola..