Translate

Kasım Şen - (Mütehayyil)

arge etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arge etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2025

ÜRETİM, ÜRETİM ve YİNE ÜRETİM

 

ÜRETİM, ÜRETİM ve YİNE ÜRETİM

Yaklaşık 18 yıldır savunma sanayii içindeyim. Uzaktan ve yakından birçok projenin içinde yer aldım. Yazılı basın ve sosyal medyada yazılıp çizilenlerle hiç ilgilenmiyorum, umurumda değil.

İsrail-İran danışıklı çatapat savaş oyununun bize vermesi gereken bazı dersler vardır:

* Yatak odanızda bir ajan besliyor olabilirsiniz, olabiliriz. Hem de hiç şüphe duyulmayacak kadar sizden, bizden birisi gibi davrananlar..

*Düşmanının çoğu içeride, azı dışarıda.. 2016 darbe girişiminde de bunu çok iyi deneyimledik. Ancak aynı şartlar geçerli.

*Üretim, üretim ve yine üretim. Ne kadar teknolojik gelişmeler yapsanız da üretemiyorsanız, depolarınızı dolduramıyorsanız faydası yok. Üretim için insan yetiştirmeli, malzeme üretmeli, süreç geliştirmeli.. Fabrikalar susunca, ARGE faaliyetleri işe yaramıyor..

*Herkes hakkınızdaki her şeyi biliyor! Gizli bir şeyiniz yok!

*Uçağınızı, füzenizi, tankınızı veya diğer silahlarınızı yerin üstünde, apaçık görünen tesislerde üretirseniz, birkaç füzelik canınız var demek ki..

*Savunma sanayii sektöründeki çalışanların bu sektörde kalabilmeleri önemli. Yurtdışına gitmelerinin önüne geçecek akılcı politikalar geliştirilmeli.

Savaşa hazırlık, barış zamanında yapılır.

25 Mayıs 2025

STRATEJİN YOKSA S-ÜRÜN

 


STRATEJİN YOKSA S-ÜRÜN

Son sözümü baştan söyleyeyim. Uzun yazıları okumaktan sıkılanlar zahmet etmesin : "AR-GE, Tasarım elbette önemli ama üretimi yapamıyorsan, bağımlısın!.." ✔️

🏭 ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşında Çin pes etmiyor. Vergiler %500 olsa da Çin aynı karşılıkla cevap vermeye hazır görünüyor. Durum o kadar garipleşti ki, çözümü ABD firmaları bulmaya çalışıyorlar. Çünkü Çin üretiyor!..

Bundan 30 yıl öncesinde ucuz işçilik kapsamında tasarlanan, geliştirilen ürünlerin üretimlerini Çin'de yaptırmak çok hesaplıydı. Genel anlayış şöyleydi: "Asıl mesele tasarım ve AR-GE'dir. Üretimi herkes yapar, önemli olan ürünü geliştirmektir".

Çin bunu fırsata çevirdi. Her şeyin üretimine talip oldu. Sadece cihaz ve son kullanıcı ürünlerinin üretimini yapmakla kalmadı, bu ürünlerin elektronik yapıtaşlarını da üretiyordu. ABD firmalarının işine de geliyordu. Daha ucuza ve daha hızlı üretim yaptırabiliyorlardı. Onlar işin tasarım tarafında kalmayı daha katma değerli olarak görüyorlardı.

💲 Çin üretim yaptıkça öğrendi, geliştirdi ve rakip olmaya başladı. ABD'nin stratejisi çöktü. Aslında tam da strateji sayılmazdı. Kurguladıkları stratejiyi tamamen "maliyet etkinlik" yani ucuz üretime dayandırmışlardı.

👉 Stratejinin temel argümanı sağlanmamıştı: "Rakibini tamamıyla kontrol altına alabilmek"

Ne kadar tasarımını ve AR-GE'sini yapsalar da, üretim bacağını kontrol altına alamıyorlardı.

Dumanı tüten fabrikalar, karanlık fabrikalara üstün gelmişti. Evet, hala fiziksel üretim önemliydi. Bir ekipmanın bir bileşenini ürettirmek için bağımlıysan, buna hazır değilsen, sürünmeye de razı olacaksın.. Bu aşamadan sonra kısa vadede üretimi ülke içine kaydırmak kolay değil. Hem maliyetli hem de zaman alacak. Bu nedenle, asgari seviyede anlaşmak durumundalar..

❗ Yaşanan bu hadise, ülkemiz için de ders olmalıdır. Özellikle savunma ve enerji sektöründe "üretim" teşvik edilmelidir. Yeni yeni şeyler tasarlamak ve geliştirmek devam etsin ama önümüzdeki 10 yıl için öncelikle elimizdeki var olan sistemlerin üretiminin kendi kontrolümüz altında olmasını sağlamalıyız. Ekipmanların ve donanımların en küçük yapıtaşı bileşenlerine kadar üretimine hakim olmalıyız. ❗

Belki biraz daha pahalı üreteceğiz, belki biraz daha uzun sürede üreteceğiz ancak biz üretmeliyiz.

Üretim olmadıkça, sürünmeye mahkum oluruz!

16 Nisan 2024

İLERİ TEKNOLOJİ JİKLET SANAYİİ

 



İLERİ TEKNOLOJİ JİKLET SANAYİİ

Başrolünde Kemal Sunal’ın oynadığı “Köşeyi Dönen Adam”, Atıf Yılmaz'ın yönettiği 1978 yapımı siyasi içerikli komedi filmidir. Senaryosu Müjdat Gezen'in 1974 yılında yazdığı Eşeğin Karnındaki Elmas isimli romanından uyarlanmıştır. Filmde Kemal Sunal’ın canlandırdığı Adem karakteri bir jiklet (sakız) firmasında çalışmaktadır. Sanırım o yıllarda henüz sakız kelimesi yaygın kullanılmıyordu. Jiklet, ciklet, çiklet gibi kullanımları vardı. ABD’li “Chiclets” isimli firmanın ürünlerinden dilimize geçmiştir.

Filmde “İleri Teknoloji Jiklet ve Şekerleme Sanayii A.Ş” firmasının müdürü, yönetim kurulunun bazı zafiyetlerinden yararlanarak gerçekleri saklamaya çalışır. Ancak Adem her şeyi karıştırır, olanlar olur. “Mister Dörtnal” denilen eşek gelince ise herkesin gerçek yüzleri ortaya çıkar. Eşeği yönetim kurulu başkanı bile yapmaya kalkarlar.

“Fukara sümüğü gibi dilimize yapıştı!”

Film birçok konuya eleştirel açıdan yaklaşmaktadır. Bence iş dünyası açısından değerlendirilmesi gereken yönlerinden birisi Adem’in çalıştığı firmanın ismidir. Yabancı kökenli bazı kelimeler dilimize öyle yapışıyor ki zaman içinde söküp atamıyoruz. İyi ki Aydın Köksal hocamız gibi dilimize sahip çıkanlar varmış da en azından “bilgisayar, iletişim, bilişim, donanım, yazılım, veritabanı” gibi birçok Türkçe kelimeyi dilimize kazandırmışlar. Ne yazık ki günümüzde bu konularda hassasiyeti olan hocalarımız pek kalmadı.

“Plaza Sakızımız: İleri Teknoloji!..”

Dilimize pelesenk olmuş birçok yeni nesil kavramları yerli yersiz kullanmaya çok yatkınız. Bu arada pelesenk de bir tür yapışkan reçine demekmiş. Onu da sakız gibi ağzımızda geveleyip duruyoruz. Bunlardan birisi de “İleri Teknoloji” ifadesidir. Kime sorsanız herkes ileri teknolojik çalışmalar yapıyorlar. O kadar çok ileri teknoloji yapıyoruz ki herkes arkamızdan bizi yakalamaya çalışıyor sanki. Bir şeyler konuşurken “inovasyon”, “siber teknoloji”, “endüstri x.0” –sanırım en son 5.0 olmuştu- , “iş modeli”, “süreç”, “ekosistem” gibi kelimeleri bir buket yapıp kullanırsanız sizin önemli konulara değindiğinizi düşünürler. Çünkü bunlar yeni nesil sakızlarımızdandır. İş dünyasının diline yapışmış bu sakızları plaza dilinde çokça duyarsınız.

“Dilimizde tüy bitti, İleri Teknoloji bitmedi!..”

Bize ileri teknoloji diye yutturulmaya çalışılan bu sakızların birçoğunu bundan 30-40 yıl önce Avrupa ve ABD ortaya koymuştu, kullanmaktaydı. AR-GE faaliyeti diye devletten alınmaya çalışılan birçok teşvik primlerinin temelinde “İleri Teknoloji” ifadesi geçmektedir. Ne yazık ki birçok AR-GE faaliyeti “ARakla-GEtir” şeklindedir. Pek azı yenilikçi yöntemler içermektedir. Dilimizde tüy bitti ama şirketlerin ileri teknoloji projeleri bitmedi.  

Bizim de bu tarakta bezimiz olsun en azından. Biz de yeni bir firma ismi bulalım: “Kel Başa, İleri Teknoloji Tarak!..”

 



01 Mayıs 2020

MIZRAK ÇUVALA SIĞMADI




Covid-19 (hashtagCorona) salgını dünyayı sarstığı gibi yönetim anlayışlarını da derinden etkileyecek görünüyor. Ekonomik açıdan kapitalizm için eleştiriler yapılırken, son 20 yılın trendi olan "hashtagDijitalizm" de göklerden yere iniyor. Milenyumun salgını olan "sanal dünya dijital virüslerinin" (sosyal medya), gerçek dünyadaki virüsler karşısında anlamını yitirdiği bir zamanı yaşıyoruz. Bu kez Dijitalizm çuvala sığmadı, sanal dünya çuvalladı! Sağlık, gıda gibi insanın birincil ihtiyaçlarına destek olmayan sanal dünya araçlarının faydasız olduğu görülüyor. Öncelik her zaman hashtagüretim, hashtagfabrika ve hashtagArGe olmalı. Hala "insan" olarak biyolojik varlıklarız ve biyolojik, fizyolojik ihtiyaçlarımız karşılanmadığı sürece hiç bir göz boyamaya yönelik yönetim anlayışlarının işe yaramadığını anlıyoruz. Sanal dünya devlerinin ve birlikteliklerinin (AB gibi) bu krizde sarsıldığını görüyoruz. Küreselleşen dünyada "bize bir şey olmaz" anlayışının geçerli olmadığı apaçık belli. Sanal fanus kırıldı!