Translate

Kasım Şen - (Mütehayyil)

yönetme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yönetme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Nisan 2025

YALANCI ÇALIŞANLAR MI İSTENİYOR?

 


🔥 YALANCI ÇALIŞANLAR MI İSTENİYOR? 🔥


Bazı yöneticilerin "yalan açlığının" olduğunu düşünüyorum..

Çalışan izin ister, yönetici hemen sorar: "Niye izin istiyorsun? Nereye gideceksin? Ne zaman geleceksin?" vs. vs.

👉 Eğer işlerinizde o kişiyle ilgili çok çok önemli, planlı ve kritik bir konu yoksa sormayın!

Siz sürekli sorgulayan bir yönetici iseniz, sizin soracağınız tüm sorular için bir yalan zaten daha önceden hazırlanmıştır.

Geçmişte, takım elbise giyip gelen çalışanına "iş görüşmesine mi gidiyorsun?" diye soran yönetici gördüm. Bu sorunun "gerçek" cevabını alabileceğini sanmak, ne büyük iyimserlik!!..

Çalışanlarınız size sadece bilgilendirme yapsınlar yeterli. "Bugün biraz işim var, şu saatte gelebileceğim, bilginiz olsun".. Yeterli..

Belki özel bir sorunu vardır. Belki bir olaya canı sıkılmıştır, rahatlamak istiyordur. Bir çalışanın aklı "evde" olacaksa, bedeni de evde olsun. O çalışanı zorla işte tutmaya çalışmanın anlamı yoktur. Çalışan sizin izin vermediğiniz sürenin çok çok fazlasını sizden çıkartır!

Daha önce belirttiğim gibi, o gün çok önemli bir şey yoksa, sorgulamayın, üstüne gitmeyin.

Yalan dinlemeye ne kadar açsınız, ne kadar isteklisiniz?!

24 Ocak 2024

KÜLYUTMAZ

 


KÜLYUTMAZ..

Hababam Sınıfı filmlerinde Ertuğrul Bilda tarafından canlandırılan “Külyutmaz Necmi” hocayı birçoğumuz çok iyi hatırlarız. Filmde kendi dersindeki sınavlarda öğrencilerin asla kopya çekemeyeceğini düşünür.  “Ben kül yutmam, dersimde kopya çektirmemmm” diye öğrencileri tehdit eder. Ancak bütün öğrenciler kopya çekmektedir o sırada. Tabii Kel Mahmut Hoca yine onları yakalar elbette. Külyutmaz Necmi Hocayı rencide etmeden kopya kağıdını alıp, saklar..

Sinemamızın en sevilen ve hemen hemen herkesin seyrettiği Hababam Sınıfı filmlerinde bazen gülerek, bazen hüzünlenerek izlediğimiz bu sahneler elbette güzel anılar saklıyor. Öğrencilik yıllarımızda, bizim de kopya çektirmediğini zanneden hocalarımız oldu. Bazıları zamanla acı gerçeği kanıksadılar. Bazıları ise beyhude bir teselli halinde bu iddialarına devam ettiler.

“Siz de külyutmaz mısınız?”

Pekala siz külyutmaz birisi misiniz? Yani sizi kimse kandıramaz ve aldatamaz mı? O kadar iddialı mısınız? Elbette hiç kimse kendisini kolay kandırabilen birisi olarak görmek istemez. Çoğumuz her şeyin farkında olduğunu ve kandırılmadığını söyleyecektir. Bu da doğal bir tepki.. Kimse gerçeği kabul etmez, inanmak istemez. Hayatımızın bir anında mutlaka aldanmışızdır, kandırılmışızdır ya da kandırılmaya müsaade etmişizdir. Yeter ki bu aldatılmanın etkisi yüksek olmasın. Aksi halde hayat boyu sürecek sıkıntılar yaşayabiliriz..

“Külyutmaz Yöneticiler! Kandırılıyorsunuz, evet aldatılıyorsunuz..”

İş hayatımızda da kendini külyutmaz olarak gören yöneticiler vardır. Kimisi üst düzey yönetici, kimisi ise daha alt seviyelerde yöneticiler. Onlar da kendilerinin asla aldatılamayacağını, asla kandırılamayacağını ve her şeyin farkında olduklarını söylerler. Ne yazık ki, o tür yöneticiler daha kolay kandırılıyorlar. Onları aldatmak, yanlış bilgilere inandırmak daha kolay ve daha basit..

“Kıvılcımlara takılıp, yangını göremeyen yönetici olmayın!..”

Sözde külyutmaz yöneticilerin en belirgin özelliği önemsiz noktalara takılıp, asıl sorunu görememektir.  Onlar ufak sorunların, sıkıntıların peşinde koşarken büyük resme bakamayan, büyük sıkıntıları göremeyen kişilerdir. Tüm enerjilerini küçük ve önemsiz hususlara harcadıkları için buzdağının altını görmeye, düşünmeye vakit ve enerji bulamazlar.

“Yöneticinizi nasıl kandırırsınız!..”

Aman, yanlış anlamayın, korkmayın kimseye tüyo vermeyeceğim elbette. Kimsenin yöneticisini aldatmasını da, sıkıntı yaşamasını da istemem. Amacım yöneticilerin nasıl kandırılabilecekleri konusunda dikkatlerini çekmektir. Dilerseniz bazı ipuçlarını paylaşayım:

  • Renkli, bol grafikli sunumlar: Yöneticilerin kolay aldatılmasını sağlayan en güzel araçlar içi boş, anlamsız ve gerçeği örten cicili, bicili sunumlar yapmaktır. Bu sunumlarda dikkatler önemsiz sayılara,  grafiklere yönetilerek gerçekler gizlenir. Külyutmaz olduğunu düşünen yöneticiler bu grafiklerde ufak noktalara odaklanırlar ve asıl sorunları göremezler. Böylece hem bir yandan sorunların farkında olduğunu zannederler hem de kendilerini sorunları çözen kahramanlar olarak görürler.. Heyhat! Zavallı bir aldanma halindedirler.

  • Her kademede filtreleme: Sorunlar her kademede filtrelenerek aktarılır. Böylece önemli sorunlar alt kademelerde ya gizlenir, ya da üstleri örtülür. En üst yönetime çıkana kadar her kademede bu yapılır. Yöneticilere asıl sorunlar iletilmediği için kendilerine aslında pek de önemli olmayan konular gelir. Onlar da kolayca çözümlendiği zaman yöneticiler kendilerini başarılı görürler. Ne yazık ki, alt kademelerde kazan kaynamaktadır ve patlamak üzeredir. Ancak kimse görmek istemez veya göstermek istemez!

  • İlk gelen bilgiyi doğru kabul etme: Bazı yöneticiler kendilerine ilk ulaşan bilgiyi doğru olarak kabul ederler. Odasına ilk giren kişiyi dikkate alıp, karar verirler. Diğer alternatifleri veya fikirleri dinlemezler. Açıkçası manipülasyona açık durumdadırlar. Detaylı incelemeden veya konunun diğer taraflarını dinlemeden hızlıca aksiyon alarak yanlış kararlar verebilirler. Bu nedenle külyutmaz olan yöneticileri kandırmak istiyorsanız ilk siz harekete geçmelisiniz. İstediğiniz şekilde yönlendirdikten sonra kenara çekilin. O sizin istediğiniz şekilde kararlar alıp, uygulatacaktır. Başkaları farklı şeyler söylemeye çalışsa da dinlemeyecektir zaten..

  • Bol dedikodu, az iş ve sürekli kulis faaliyeti: Külyutmaz yöneticileri kandırmanın bir yöntemi ise bol bol dedikodu yaymaktır. Birileri hakkında gerçek dışı iddialar gerçekmiş gibi anlatılıp, yayılması sağlanır. Bu dedikodular başkaları tarafından diğerlerine anlatılır, en sonunda yöneticilere kadar ulaşır. Külyutmaz yöneticiler de elbette bu dedikodulara inanır ve farkında olmadan yanlış yönlendirilirler. İş üretmek yerine dedikodu üretilirse, yöneticiler bir süre sonra dedikoduların peşinde koşmaktan işlerini yapamazlar. Bu arada sürekli kulis faaliyetleri de yapılacağı için yöneticilerin kandırılmaları daha da kolaylaşacaktır.

  •  Astlarına mavi boncuk dağıtma: Bazı yöneticiler altında çalışan astlarına şirin görünmek için onlara sürekli mavi boncuk dağıtma derdine düşerler. Bunu gören diğer çalışanlar da farklı yöntemler kullanarak kendilerine de mavi boncuk verilmesini sağlarlar. Sonuçta yöneticiler astları ile sorun yaşamadan, şirinlik yaparak, etliye sütlüye dokunmadan işlerini idare etmeye çalışırlar. Elbette bu aşamada sürekli kandırılırlar. Ancak kendilerine kandırıldıklarını anlatamazsınız.

ÇÜNKÜ ONLAR KÜLYUTMAZLAR!.


30 Mayıs 2021

YÖNETİLMEYİ ÖĞRENMEK

 



YÖNETİLMEYİ ÖĞRENMEK

İnsanın doğası gereği herkes yönetici olmayı arzular. Ego dediğimiz benlik, güç sahibi olmayı ve hükmetmeyi dürtülemektedir. Dolayısıyla yönetici olmanın güç sahibi olmayı, yetkili ve yetkin olmayı sağladığı düşünülür. İktidar kelimesinin kökeninde de "kadir olmak" yani bir şeyleri yapmaya ve yaptırmaya gücü olmak yer alır. 

Yönetici olup emrinizin altında onlarca, yüzlerce kişinin olması ve onlara emirler verip, istediğinizi yaptırabilmek birçok kişinin hayalidir. Çok az insan, başkalarını yönetmeyi istemez. Çünkü benlik ve nefis bundan haz duymaktadır.

Ancak yönetmekten daha zor olan şey: "Yönetilmeyi Öğrenmektir". Birisinin emri altında çalışmak, onun isteklerini yerine getirmek insanın benliğine zor gelmektedir. Üstelik geçmişte yöneticilik yapmışken, tüm yetkilerini ve erkini bir kenara bırakıp yönetilen pozisyonuna geçmek birçok kişinin kaldıramayacağı bir durum olmaktadır. Yönetmeyi öğrenmenin bilinen kuralları ve yöntemi var. Yöneticilikle ilgili dersler, okullar var. Ancak hiç kimseye nasıl yönetilmesi gerektiği ile ilgili birşeyler öğretilmez. Google'da "yönetilmeyi öğrenmek" diye yazdığınız zaman bile "yönetmeyi öğrenmek" ile ilgili sonuçları veriyor. Sizin hatalı bir sorgulama yaptığınızı düşünüyor.

KAREL Elektronik A.Ş, Teknik Murahhas Üyesi, Sayın Yaman Tunaoğlu 2015 yılında yapılan Büyük Sıçrama Paneli'nde "Girişimci Adaylarına Öneriler" konulu konuşmasında (*) "Yönetmek için önce yönetilmeyi öğrenmek gerekir" demiştir. Yine konuşmasında yeni kurulan girişimcilerdeki CEO, CTO gibi unvanlara olan hevesin gerekli olmadığını belirtmiştir.

Gerçekten bazen elimize uzatılan kartvizitlerde 5-10 kişilik firmaların çalışanlarında CEO, CTO  gibi unvanlar yazdığını görüyoruz. CxO gibi bir kartviziti olmayan kişilerin itibar görmeyecekleri, dikkate alınmayacakları gibi kaygıları var. Ancak insanlar sizin kartvizitinizde ne yazdığından daha çok yıllık cironuza, hisse senedinizin fiyatına veya çalışan sayınıza bakmaktadır. Elimizde kalan birçok kartvizitteki CxO unvanlı kişilerin ve firmaların yerlerinde yeller estiğini görüyoruz. Şimdi çoğunun ismi bile hatırlanmıyor.

Yönetilmeyi öğrenmenin ilk koşulu; sizin öğrenme açlığınızdır. Her şeyi ben bilirim anlayışını bir kenara bırakıp; çalışma arkadaşlarınızdan, dostlarınızdan ve hatta rakiplerinizden deneyimler karşılığında ortaya çıkan şeyleri öğrenmeye çalışmaktır. Bir yöneticinin emri altındayken, kendi benliğinizin ihtiraslarını bir kenara bırakıp; olaylar ve sorunlar karşısında birlikte çalışabilmeyi kaldırabilmektir.

Bugünkü yöneticilerin geçmişte birileri tarafından yönetildiğini unutmamak lazım.

Ve en güçlü yöneticilerimiz ise her zaman "müşterilerimiz"dir. Onların bize verecekleri dersler her zaman ağır olacaktır!


(*): Panel Konuşmasının  Linki   https://youtu.be/UJykNDVPcTA?t=481