Translate

Kasım Şen - (Mütehayyil)

22 Mart 2019

Ayaklar Baş Olursa..



AYAKLAR BAŞ OLURSA

Kurumsal işletmelerde hiyerarşi önemlidir. Hiyerarşik yapı bazen fazla dikey, bazen de oldukça yatay şekilde tanımlanmış olabilir. Günümüz yönetim felsefesinde dikey hiyerarşiden mümkün olduğunca kaçınmak gerektiği, iş ilişkilerinin ve iş birlikteliklerinin yataya yayılmasının faydalı olacağının fazlaca üstünde durulur. Hiyerarşik yapının en tanımlı ve keskin sınırlarının olduğu askeri teşkilatlarda dikey yapılanma net biçimde görülür. Firma sahipleri veya üst yöneticileri, firma içinde dikey veya yatay yapılanma konusunda tercihlerini belirlerler. Emir komuta benzeri iş yönetimi yapılan firmalar dikey hiyerarşiyi tercih ederler. Dikey hiyerarşi karar verme konusunda esneklik sağlamasa da klasik yönetim işlevlerini daha keskin bir şekilde yürütme imkanı vermektedir. Yatay hiyerarşide ise ekipler arası işbirliği ve iletişimin iyi olması gereklidir. Aksi halde yatayda olacak mücadeleler şirketin tümüne sirayet edecektir. Bu durumda iyi bir lider yönetici yoksa karmaşa ve çatışma ortaya çıkacaktır.

Kim Baş, Kim Ayak

Dilimizdeki bu deyimi, hiyerarşik düzenle ilişkilendirirken alt üst ilişkisi dikkate alınmıştır. İster dikey, isterse yatay olsun mutlaka firmalarda yönetici ve çalışan arasında alt-üst ilişkisi vardır, olmalıdır. Çalışanlar ve yöneticiler arasında da kademeli bir yapı vardır. Çalışanların yöneticisi olduğu gibi, yöneticilerin de yöneticileri olacaktır. Dolayısıyla ayak-baş eşleştirmesinin küçümseme ve alçaltmak gibi bir amacı yoktur. Yönetim kurulundan başlayarak en alta kadar bu hiyerarşi vardır. Burada hiyerarşideki kademe sayısı önemlidir. Dikey hiyerarşide kademe sayısı şirketin büyüklüğüne göre 5’ten fazla olabilirken, yatay hiyerarşide bu sayı daha azdır.

Tersten Hiyerarşi

Firmalarda organizasyon hiyerarşisi tam olarak belirlenmiş olsa da yöneticilerin alt-üst hiyerarşisini korumak gibi bir görevi vardır. Bir yöneticinin kendine bağlı birkaç kademe hiyerarşisi varsa, bunlar arasındaki alt-üst ilişkisindeki bozulmalara önlem alması gerekebilir. Bazı çalışanların bu hiyerarşik yapıyı zedeleme ve kademe atlamak gibi davranışları olabilir. Bunun en gözle görülen örneği, bağlı olduğu yöneticiyi göz ardı ederek, ya onun daha üstündeki yöneticiyi ya da benzer konumda olan başka bir yöneticiyi dikkate almak, önemsemek veya amiyane tabirle yaranmak şeklindedir.  Bu durum hem diğer çalışanlar hem de yöneticiler açısından kabul edilemez bir davranıştır.

Bazı çalışanlar “üstüne saygı göstermeme” durumuna geçebilir. Bunu yaparken bağlı olduğu yöneticiyle yaşadığı bir sıkıntı sebep olabilir. Bazı çalışanlar ise yöneticilerinin gücünün yetersiz olduğunu düşünüp, bir sorun olduğunda daha üstünden yardım almak çabasına girerler. Tüm bu durumlar tamamen yöneticilerin yönetim zafiyetidir.  Yöneticilerin gereksiz yere çalışanlarına verdikleri “şunu yapacağım” gibi sözler, tutarsız davranışlar, ani şiddetlenmeler, sorunlar karşısında sessiz ve pasif kalmalar, dinlememe, söz/konuşma hakkı vermeme, küçük kusurlarda görmezden gelmeme, sorunlara karşı çözüm üretmeme, çözüm önerilerine kapalı olma gibi durumlarda çalışanlar bağlı oldukları yöneticileri dikkate almayacaklardır. Bu durumda kendilerini yöneticilerinin yerinde konumlandırmaya çalışacaklar, bağımsız kararlar alacaklar, inisiyatif kullanma konusunda kendilerini tamamen özgür hissedecekler, kendileriyle aynı konumda olan kişilere yöneticilik yapmaya kalkışacaklardır. Yani bir anlamda ayaklar baş olmaya başlayacaktır.

Bazı çalışanlar ise her ne kadar iyi bir yöneticiyle çalışıyor olsalar bile yöneticilerinin kendilerine verdikleri yetkiyi, bazen haddini de aşarak kötü amaçlar için kullanabilirler. Ellerinde bulunan yetkiyi işlerin yürütülmemesi, engellenmesi ve cezalandırma aracı olarak kullanırlar. Bazen bunu öyle bir şekilde yaparlar ki, sanki işlerin böyle yürütülmesi gerektiği gibi kanaat oluştururlar. Yetkinin kötüye kullanımı, sınırlarını aşarak, bir süre sonra bağlı olduğu yöneticinin de karar verme, yetki ve sorumluluk atama gibi temel işlevlerini yapmasına da engel olmaya başlar. Bir anlamda yönetici, çalışanının çizdiği sınırların içinde kalıverir. Bu durum böyle devam ederse, firma içindeki diğer çalışanlar ve yöneticiler tarafından hiyerarşinin tersten bir şekilde kurgulandığı anlayışı oluşur. Eğer yönetici, astlarının yetki ve sorumluluklarını iyi tanımlarsa, yetkinin kötüye kullanımını da engellemiş olur. Böyle bir girişime giren astlarının da farkına vararak yetkinin sınırlarını aşmasını önlemiş olur.

Son olarak;

Yöneticiler sürekli olarak gizli veya aleni bir şekilde çalışanları tarafından denenirler, test edilirler. Hiyerarşik yapıda olan küçük açıkları kendi menfaatleri yönünde kullanmaya temayül gösterirler. İyi bir yönetici oluşturduğu hiyerarşik yapıyı her zaman korur, sahip çıkar. Hiyerarşide zaman zaman değişiklik yapılması gerektiği durumlarda, inisiyatifin yine kendisinde olduğunu ortaya koyar ve hissettirir. Aksi bir davranış halinde, kısa bir süre sonra ayakların baş, başların ayak olduğu tersten bir hiyerarşi ile karşı karşıya kalınır. Bu durumda artık bazı şeyleri yapmak da zora girmiştir..



10 Mart 2019

Yerli ve Milli Proje Yöneticisi Sertifikası






Yerli ve Milli Proje Yöneticisi Sertifikası

Ülkemizde son yıllarda sertifikalı meslek tanımları giderek artıyor. Hemen hemen her alanda farklı isimler altında sertifikalar veriliyor. Bunların bir kısmı ulusal ve uluslararası kuruluşlar tarafından akredite edilmiş, sertifika vermesi onaylanmış kurumlar ve şirketler tarafından verilmektedir. Bir kısmı ise yerelde kabul görmüş sertifikalardır. Günümüzde artık üniversiteden alınan diplomalara ek olarak çalışma alanına özel (yazılım dilleri, sistem yönetimi, network , bilgi işlem, veritabanı yönetimi vb.) sertifikaların alınması mecburi duruma gelmiştir. Benzer şekilde proje yöneticiliği alanında da uluslararası sertifikalar bulunmaktadır. Bunların bir kısmı aşağıda listelenmiştir. (kaynak)
  • PMP: Project Management Professional
  • CAPM: Certified Associate in Project Management
  • CSM: Certified ScrumMaster
  • CompTIA Project+ certification
  • PRINCE2 Foundation/PRINCE2 Practitioner
  • CPMP: Certified Project Management Practitioner
  • Associate in Project Management
  • MPM: Master Project Manager
  • PPM: Professional in Project Management
  • PMITS: Project Management in IT Security
  • Certified Project Director
  • CPM: Certified Project Manager (IAPM)

Ülkemizde özellikle PMP sertifikasına sahip proje yöneticisi fazlaca bulunmaktadır. Bunlara ek olarak Prince2 ve ScrumMaster sertifikalarına da sahip proje yöneticileri de vardır. Elbette proje yöneticisi olmak, proje yönetmek için mutlaka bir sertifika sahibi olunması gerekmemektedir. Ancak artık bazı iş ilanlarında açık bir şekilde bu sertifikalar yazılarak talep edilebilmektedir. Hatta bazı firmalar bu sertifikalardan birisine sahip olmayanların başvurularını kabul bile etmemektedir. Bu sertifikalardan birisine veya birkaçına sahip olmak bir adım önde olma imkanı vermektedir.

Ülkemizde 2010’lu yıllara gelene kadar proje yönetimi alanında yerel bir meslek standardı bulunmuyordu. 2013 yılında Resmi Gazete’de yayınlanan ulusal meslekt standartları ile proje yönetimi alanında yerli meslek standardımız da oluştu.  Ülkemizde ulusal mesleki standartlar ve mesleki yeterlikler “Mesleki Yeterlilik Kurumu ” tarafından yayınlanmakta ve yürütülmektedir.  Proje yöneticiliği sertifikaları için de aynı kurum yetkilidir.

Ulusal Meslek Standartları

Proje yöneticiliği alanında 2 tip(seviye) sertifika tanımlanmıştır. MYK tarafından her meslek için 8 seviye tanımlanmaktadır. Proje Yöneticiliği için 5. ve 6. Seviye standartları tanımlanmıştır. Bugüne kadar yayınlanmış tüm ulusal standartları MYK portalında listelenmiştir (Kaynak).  Proje yöneticiliği 5. Seviye ulusal standardı (Standart Kodu: 17UMS0577-5)  daha çok proje mühendisi, proje yöneticisi, proje yönetmeni, proje sekreteri gibi rollerle isimlendirilen kişiler için önerilmektedir. Aynı şekilde 6. Seviye proje yöneticiliği ulusal standardı  (Standart Kodu: 13UMS0380-6) da proje yöneticisi, proje koordinatörü, proje sorumlusu, proje müdürü gibi bir üst seviye roller için tanımlanmıştır. Proje Yöneticisi (Seviye 5), projenin tanımlanmasına, yürütülmesine ve sonuçlandırılmasına katkı sağlayan; kendi sorumluluk alanı ile ilgili projenin iş organizasyonunu yaparak kendi ekibini yöneten nitelikli kişidir.  Proje Yöneticisi  (Seviye 6) ise, projenin tanımlanmasını sağlayan; projeyi yürüten ve sonuçlandıran; projenin iş organizasyonunu yaparak proje ekibini yöneten nitelikli kişidir. Bu çerçevede değerlendirildiğinde Proje Yöneticisi (Seviye 5) bir projenin gerçekleştirilmesine katkı sağlayan bir kişi iken, Proje Yöneticisi (Seviye 6) bir projeyi baştan sona yürüten ve sonlandıran kişiyi tanımlamaktadır.   

Proje yöneticiliği 5. Seviye ulusal standardı (Standart Kodu: 17UMS0577-5) ilk versiyonu (Rev:00)  Resmi Gazetenin 10.03.2017 - 3003 (Mükerrer) sayısında yayınlanarak uygulamaya alınmıştır. Halen de aynı şekilde aktiftir.  Proje yöneticiliği 6. Seviye ulusal standardı (Standart Kodu: 13UMS0380-6) ilk versiyonu (Rev:00)  Resmi Gazetenin 26.12.2013 - 28863 (Mükerrer) sayısında yayınlanarak uygulamaya alınmıştır. Ancak daha sonra yeni revizyonu (Rev:01)   Resmi Gazetenin 06.12.2018-30617 (Mükerrer) sayısında yayınlanmıştır. Bu son revizyonu aktif durumdadır.

Proje yöneticiliği 5. Ve 6. Seviye ulusal standartlarında 3 temel kavram bulunmaktadır. Proje yöneticisinin “Görevleri”, bu görevler için yapılması gereken “İşlemler” ve bu işlemlerin uygulanması sırasında kabul edilebilecek “Başarı Ölçütleri” yer almaktadır. Proje yöneticisi ulusal meslek standartlarında özellikle “İş sağlığı ve güvenliği ile (İSG) çevre koruma önlemlerini ve kalite gerekliliklerini uygulamak” görevine önem verilmiştir. Bu yaklaşımı uluslararası standartlarda görmek pek mümkün değildir. Bu önemli bir farktır. Bunun dışında aşağıdaki görevler tanımlanmıştır:
  • Projenin tanımlanmasını sağlamak
  • İş organizasyonu yapmak
  • Projeyi yürütmek
  • Projeyi sonlandırmak
  • Mesleki gelişim çalışmalarını yürütmek
Ulusal Yeterlilikler

Ulusal meslek standartlarına göre ölçme, değerlendirme ve belgelendirme faaliyetleri yapmak için MYK tarafından Ulusal Mesleki Yeterlikler tanımlanmıştır. Bugüne kadar yayınlanmış mesleki yeterlilikler MYK tarafından listelenmiştir (Kaynak).  Ulusal yeterlilikler;
  • Ulusal ya da uluslararası meslek standartları temel alınarak hazırlanan,
  • Öğrenme, ölçme-değerlendirme amacıyla kullanılan,
  • Bireylerin mesleğini başarı ile icra etmesi için sahip olmaları gereken bilgi, beceri ve yetkinlikler ile bu bilgi, beceri ve yetkinlikleri kanıtlamaları için nasıl bir ölçme ve değerlendirme sürecinden geçmeleri gerektiğini açıklayan,
  • MYK tarafından onaylanarak yürürlüğe giren teknik dokümanlardır.

Ulusal yeterlilikler ile uyumlu ölçme, değerlendirme ve belgelendirme faaliyetleri MYK tarafından yetkilendirilmiş belgelendirme kuruluşlarınca gerçekleştirilmektedir. Yapılan sınavlar sonucu başarılı olan bireylere MYK Mesleki Yeterlilik Belgesi verilmektedir.

Proje yöneticiliği için Seviye-5 (Yeterlilik Kodu: 17UY0305-5)  ve Seviye-6(Yeterlilik Kodu: 16UY0252-6)   mesleki yeterlilikleri tanımlanmıştır. Bu ulusal yeterliliğin hazırlanmasının amacı, Proje Yöneticilerinin sahip olması gereken bilgi, beceri ve yetkinlikleri tanımlamak, mesleki yeterliliklerini geçerli ve güvenilir bir belge ile kanıtlamalarına imkân sağlamak, eğitim sistemi ile sınav ve belgelendirme kuruluşlarına kaynak ve referans oluşturmak ve adaylara mesleğe ilişkin rehberlik sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Proje Yöneticiliği Seviye-5 yeterliği 25.05.2017 2017/48 onayı ile yürürlüğe girmiştir. Proje Yöneticiliği Seviye-6 yeterliği  14.01.2016 2016/02 onayı ile yürürlüğe girmiştir.

Belgelendirme Süreci 

Son olarak Proje Yöneticiliği Sertifikası belgelendirme süreci hakkında bilgi vermek istiyorum. Proje yöneticiliği sertifikası belgelendirme çalışmaları TOBB YET-MER tarafından gerçekleştirilmektedir. TOBB YET-MER Mesleki Yeterlilik ve Belgelendirme Merkezi (TOBB YET-MER), Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) tarafından KOBİ Danışmanı (Seviye 6),  Proje Yöneticisi (Seviye 6) ve Proje Yöneticisi (Seviye 5)  ulusal yeterliliklerine göre sınav ve belgelendirme faaliyetlerini yürütmek üzere yetkilendirilmiş belgelendirme kuruluşudur. TOBB YET-MER, 15 Aralık 2017 tarihinde AB-0139-P akreditasyon numarası ile TÜRKAK tarafından akredite edilmiş ve 13 Temmuz 2018 tarihinde YB - 0169  yetki numarası ile MYK tarafından yetkilendirilerek sınav ve belgelendirme faaliyetlerine resmen başlamıştır. Belge için sınavlar YET-MER tarafından yapılmaktadır. Teorik ve uygulamalı olacak şekilde 2 sınav uygulanmaktadır.  Başvurular YET-MER’in ilgili sayfasından yapılmaktadır.  Proje Yöneticisi mesleki yeterlilik sınavına girmek için herhangi bir ön koşul bulunmamaktadır.  Proje Yöneticisi olarak çalışan veya Proje Yöneticisi olmak isteyen herkes eğitim veya tecrübe şartı olmaksızın başvurabilir. Diğer detaylı bilgiler YET-MER bilgilendirme sayfasında yer almaktadır.

Son olarak;

Ülkemizde her alanda yerli ve milli ürünlerin, üretimlerin teşvik edildiği bir dönemden geçmekteyiz. Bu durumda proje yöneticiliği için de benzer şekilde yerli ve milli olan, ülkemizin güzide kurum ve kuruluşlarının hazırladıkları, destek verdikleri ve yürüttükleri Ulusal Mesleki Standartlarına ve Ulusal Mesleki Yeterliliklerine sahip çıkılması ülkemizin menfaati için çok önemlidir. Yerli ve milli üretim ürünü olan sertifikamıza sahip proje yöneticilerinin olması, projelerde görev alması ve bu sertifikanın tercih edilen belge olmasını ülkemiz için gereklidir. Bir gün ülkemizin yürüttüğü projelerde çalışan tüm proje yöneticilerimizin bu belgeye sahip olması temennilerimle..




02 Mart 2019

Proje İtibar Yönetimi-4


PROJE İTİBAR YÖNETİMİ - 4

Bu son yazımızda, 3. yazımızda  açıklamaya başladığımız “Proje İhtiyaçlar Hiyerarşisi” kuramındaki piramidin dördüncü ve beşinci basamaklarında yer alan “itibar ihtiyacı” ve “yatırım getirisi” kavramlarını açıklayacağız. Bu iki basamak; proje itibar yönetiminin esas felsefesini ve amacını ortaya koymaktadır. Projenin itibarının yönetilmesi için temel gereksinimleri açıklamaktadır.

Projelerin İtibar İhtiyacı

Dördüncü basamakta, projelerin kurum ortamında saygınlık kazanması ve itibar ihtiyacının sağlanması yer almaktadır. Maslow’un insanın ihtiyaçları piramidinde dördüncü basamakta “değer verilme ve saygı” ihtiyacı bulunur. İnsan ait olduğu grupta saygı görmek ister. Başarısı takdirle karşılanan, saygı duyulan insan kendine güven duyar. Statü, başarı, itibar ve tanınmayı bekler. Aynı durum proje için de geçerlidir. Her projenin, şirketin stratejik hedeflerine uygun olarak herhangi bir program veya portföyünde yer alması beklenir. Üçüncü basamakta yer alan tüm ihtiyaçları karşılansa bile bir proje eğer şirketin bir programında veya portföyünde bulunmuyorsa ya da yeterli önem verilmiyorsa şirket içinde saygınlığa sahip olmayacaktır, itibarı az olacaktır.

Bazen bir programa bağlı olarak başlatılan projelerin; zaman içinde gerek programın misyonunu tamamlaması gerekse de şirketin stratejik hedeflerindeki değişimler nedeniyle portföyden düştüğü görülebilir. Bu durumda olan projeler, “tamamlansa da kapatsak artık” gibi gözden çıkarılmış hale gelebilir. Projelerin itibarları, saygınlıkları da azalacağı için sadece sözleşme nedeniyle oluşan hukuki zorunlulukları karşılamak amacıyla devam ettirilirler. Aslında proje niteliğinde bir değişiklik olmasa da artık şirket için bir yük durumundadır. Böyle projelerin ortaya çıkaracağı ürünlerinde yeterli geri dönüş sağlayamayacağı bir gerçektir.

Projelerde Yatırımın Geri Dönüşü

Bağlı olduğu program veya portföyde yeterli yer bulan, itibarı yüksek projelerin bir sonraki ve son basamağı; proje için yapılan yatırımın geri dönüşünün (ROI) gerçekleştiği, şirketin projeden kâr etmeye başladığı ve hatta projenin başka projeleri doğurduğu bir basamaktır. Projenin itibarı ne kadar yüksek olursa, maddi ve manevi geri dönüşleri de yüksek olacaktır. Tıpkı insanlar gibi projeler de üretken duruma geçecektir. Başarılı projeler, yeni projeler için fikir oluşturan projelerdir. Bu da ancak projelerin portföye ne kadar tutunduğu ile ilişkilidir.

Projelerin İtibarının Yönetilmesi

Buraya kadar projelerin neden itibarının yüksek olmasını açıklamaya çalıştım. Ancak projelerin itibarlarının korunması ve yönetilmesi de önemlidir. Önceki yazılarımızda belirttiğim üzere itibar kolayca kaybedilebilecek ve yerine kolayca konulamayacak bir değerdir. Projelerin itibarları da çok küçük bir hata ile kaybedilebilir.

Projelerin itibarını korumak, sadece proje yönetiminin görevi gibi düşünülebilir. Ancak bu doğru değildir, eksiktir. Üst yönetimden en alt seviyedeki çalışanlara kadar herkesin projelerin itibarına önem vermesi gereklidir. İtibarı korumak sadece projede çalışanların kapsamına girmemektedir.  Bir projenin itibarını proje ekibinin dışında yer alan çalışanlar da korumalıdır. Proje ekibinin ve diğer tüm paydaşların; iş yapış şekilleriyle, sorunlara yaklaşımlarıyla, davranışlarıyla, konuşmalarıyla ve dışarıya verdikleri özen ve önemle projenin itibarına katkıları veya zararları olmaktadır. Proje hakkında verilen bilgi ve beyanatların da projenin itibarını zedelemesine izin verilmemelidir.

Çok güzel, çok verimli ve getirisi yüksek bir proje geliştirilmiş olsa bile küçük bir hata ile itibarının kaybedilmesi mümkündür. İtibarı zedelenen projeler de zaman içinde portföyden çıkarılacaktır. Bunun zararını tüm proje ekibi hep birlikte karşılayacaklardır. Bu nedenle, projelerin itibarlarını korumak için maksimum dikkat ve özeni göstermek gereklidir.

Yazı dizimiz burada sona ermiştir. Faydalı olabilmişse ne güzel.

17 Şubat 2019

Risk İştahı




RİSK İŞTAHI

Herkesin hayali sıfır riskle yaşamını sürdürmek ve kazanmaktır. Ne yazık ki, bu durum gerçekçi değildir ve hayalden öteye gitmeyecektir. En basit kararımızda ve yaptığımız hareketlerde / aktivitelerde mutlaka risk vardır. Çünkü riski oluşturan çevre, toplum ve organizasyonlar her zaman aktiftirler ve risk üretmeye devam ederler. Birçok riskin olasılığı çok düşük olduğu için düşünmeye bile gerek duymayız. Evimizde otururken sokakta bir patlama olması, binanın yıkılması, yangın çıkması, silahlı saldırı olması vb riskler elbette vardır. Bunlardan birkaçı zaman zaman gerçekleşir ve hayatımızı değiştirir. Ancak bu riskleri önlemeye çalışarak yaşamı sürdürmek de hayatı epey zorlaştıracaktır.

Aynı durum firmalar için de geçerlidir. En küçük olasılıklı riskleri bile düşünerek karar alamayan, her türlü risklerden korkan bir patronun işlerini devam ettirmesi elbette çok zordur. Firmalar aslında insanlardan daha yıkıcı, telafi edilmeyecek riskleri göze alarak büyümeye çalışırlar. Firmalarda risk yönetimi kapsamında ele alınması gereken kavramlardan birisi de “risk iştahı” seviyesidir. Her firma risk almalıdır ancak firmaların alacakları risklerin büyüklükleri farklı düzeylerde olabilir. Buna göre “Risk İştahı”; firma yönetiminin amaçları doğrultusunda kabul etmeye (tolere etmeye/maruz kalmaya/önlem almamaya) hazır olduğu en yüksek risk düzeyidir. Risk iştahı kavramı, bu düzeyin üzerindeki risklerin kabul edilemeyeceğini ve önlem alınması gerektiğini ifade eder.

Firmaların risk iştahı düzeyini hem firma mali gücü hem de dış etkenler belirler. Risk İştahı; iç ve dış çevre, insanlar ve politikalardan etkilenir. Bu kapsamda risk iştahı, Risk Yönetimi Stratejisi çerçevesinde, kurum/birim/alt birim düzeylerinde yukarıdan aşağıya doğru belirlenir. Dolayısıyla firma içindeki alt birimlerin risk iştahı düzeyleri birbirinden farklı olabilir. Ancak hiçbir alt birimin risk iştahı, firma genel risk iştahını aşamaz.  Üst yönetimin kurum düzeyinde belirlenen risk iştahı sınırları içinde kalınması şartıyla birimler/alt birimler tarafından farklı iştah düzeylerinin belirlenmesi mümkündür. Çok risk almak kadar, az risk almak da başarısızlığa neden olabilir. Risk iştahının düşük olması güvenilir bir yönetim tekniği olarak görülse de yaratıcılık, yenilikçilik (inovasyon) ve fırsatlardan yararlanma konusunda firmayı sınırlayabilir. Riskin aslında bir fırsat olduğu gerçeğini de dikkate almak gerekir.

Benzer yaklaşım, kurum içinde yürütülen projeler için de geçerlidir. Firmanın stratejik planları, uzun vadede hedefleri ve projenin geliştirildiği müşteri portföyüne uygun olarak projelerde izin verilecek risk iştahı düzeyleri de farklılaşacaktır. Her proje, tüm kuruma tanınan risk iştahına aynı düzeyde sahiptir diye düşünülmemelidir.

Proje yöneticilerinin, projelerini yürütürken farklı risk iştahlarına sahip olması gerekir. Proje yöneticilerinin bunun farkında olması lazımdır. Her projenin risk iştahı farklı düzeylerdedir. Projenin başarısını alınacak risk düzeyleri belirleyecektir. Proje yöneticisinin riskleri göze alma adına sahip oldukları inisiyatif, risk iştahı sınırını aşmamalıdır. Aksi halde üst yönetim tarafından müdahale edilecektir. Ancak proje yöneticisi korkak bir tavır içinde bulunarak; kurumun veya projenin risk iştahının çok altında riskler almaya çalışırsa da projenin veya firmanın fırsatlarını elinden kaçırabilir. Genelde projelere üst yönetim tarafından, projenin risk iştahı düzeyi şu kadardır diyerek bir bildirim (deklarasyon) yapılmaz. Proje yöneticisinin bu düzeyi öğrenmesi en uygunu olacaktır. Ancak bunun belirgin veya net olmadığı durumlarda da karşılıklı görüşmelerle birlikte tahmin etmesi gerekecektir.

Özetle; her kademede bir çalışanın risk iştahı düzeyi, aslında bağlı olduğu yöneticisinin risk iştahı düzeyidir. Ne gereksiz yere riskler alarak iş hayatını riske sokmalıdır, ne de fazla korkak davranarak fırsatları elinden kaçırmamalıdır.