Translate

Kasım Şen - (Mütehayyil)

23 Ekim 2020

Para Harcama Davranışları

 


PARA HARCAMA DAVRANIŞLARI


Zaman zaman sosyal medyada karşıma çıkan bir paylaşımı, doğru bulduğum ve sevdiğim için ben de paylaşmak istedim.


İnsanların, kendilerinin ve başkalarının paralarını nasıl harcadıklarını, harcama davranışlarını güzel özetlemektedir. Şöyle ki;

1-     "kendi paranı, kendin için harcıyorsan"; iki şeye bakarsın fiyatına ve kalitesine.

2-      "başkasının parasını, kendin için harcıyorsan"; sadece kalitesine bakarsın

3-      "kendi paranı, başkası için harcıyorsan"; sadece fiyatına bakarsın,

4-      "başkasının parasını, başkası için harcıyorsan"; ne fiyatına bakarsın, ne de kalitesine


İşte çalışanlar ve yöneticiler için önemli davranış sınavı burada başlamaktadır. Çünkü en önemli erdem; "kendi parasına" sergilediği davranışı, "başkasının parasına" da sergileyebilmektedir.

29 Eylül 2020

İş Namusu

 




İŞ NAMUSU


Hani bir atasözü vardır: "Bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış.." diye..

Bir benzeri ise: " Adın çıkmış dokuza, inmez sekize.."


İş hayatında da aynı şeyler geçerli olmaktadır. Birisi sizin hakkınızda bir söz söyler, yapışır kalır. Her ne kadar aksini ispat etmeye çalışsanız da artık o söz üstünüzde kalır..


"Efendim o kişi şöyle şöyle yapar/yapmaz .." diye başlayan bir sözle başlar her şey. Sonra uğraş, uğraşabilirsen! Hele bir de yanına birkaç yandaş bulup, ikna etmişse, vay halinize!


Kuyuya taşla birlikte sizi de atarlar..


Sonra anlat derdini Marko paşaya. Nafile!


Bizim kültürümüzde namus denilince hep cinsel yönden yaklaşılır. "Namuslu/Namussuz İnsan" denilince hep bilindik kavramlar aklımıza gelir..

Bence iş "etiği" gibi entellektüel sözlere gerek yok. Bunun yerine iş "namusu" olmalı..


Kuyuya taş atmadan önce, namus kavramını bir kere olsun düşünmeli..


Namus iki bacak arasında değildir, iki dudak ve iki göz arasındadır. Nasıl bakarsan, nasıl söylersen öyle düşünürsün!

23 Eylül 2020

Kimliksizlik Suçları

 



Kimliksizlik Suçları

Yazının başlığına bakıp da, burada nüfus cüzdanının kaybedilmesi nedeniyle oluşabilecek suçlardan bahsetmeyeceğim. Onun da sakıncaları var ama benim üzerinde duracağım "kimliksizlik" suçları çok daha vahim!
Ne yazık ki, ülkemizin büyük bir kısmı, özellikle genç ve orta yaş öncesi insanlarının çoğu "kimliksiz". Görsel ve yazılı basın, medya, sosyal medya bu kimliksiz şahsiyet(siz)ler üzerinden pazarlanıyor.
Hayatta hiçbir olumlu "sıfat" ve "ünvan" ile ilişkilendirilmemiş insanlar bunlar. Ne elinde bir zanaatı, ne de bir sanatı vardır. Kimlikleri yoktur. "Nesin" diye sorulunca pek de akla uygun cevaplar veremezler. İllaki eğitimsiz olmaları gerekmiyor, çoğu okumuş, en azından lise mezunudur bunların. Ama kendilerini bir şeye ait göremeyen, bir yeri olmayanlardır.

"Aidiyetsizlik mikrobunun yaydığı bir hastalık: Kimliksizlik"

Bunlar kendilerine "kimlik" sağlamak için toplumun canını acıtırlar.
Hani şu televizyonlarda, haber bültenlerinde "boşanmak istediği eşini, çocuklarının önünde bıçakladı", "eşini ve kayın pederini kurşun yağmuruna tuttu" diye -sözde- lanetlenen kişilerin aslında tek bir derdi var:"Kimlik". Çünkü kimse onlara "sen şu kişisin" demediği için kendilerini canilikle ispatlamaya çalışıyorlar. Sözde namus davası adı altında "kahraman(!)" oluyorlar. Kimlikleri oluveriyor..
Basın ve TV'ler en büyük suça ortak oluyorlar: Kimliksizlere kimlik kazandırmak..
Hepimiz bu tür canice haberler karşısında "vah yazık", "Allah korusun" falan deyip geçiyoruz. O zaman niye yayınlıyorlar?! Diğer yandan, içinde bu tür davranışlara yatkınlık olanlara cesaret veriyorlar. O haberleri bizler izleyip geçiyoruz ama diğer "kimliksiz" şahıslar o haberleri izledikten sonra kendilerinin de böyle bir şey yaparlarsa "ünlü", "kimlikli", "namuslu" falan olacağını düşünüyorlar.
Medya bu suçu işliyor ve adına "magazin haberciliği", "üçüncü sayfa haberciliği" diye sözde masum isimler takıyorlar. Mafya dizisi çok tuttu diye elinde silahla gezenlerden oluşan diziler çekiliyor. Sonra da toplum neden bu kadar gaddarlaştı diye haber yapıyorlar. Acaba neden ha?! Sevsinler sizin gibilerin masumiyetini.
İzlemeyin, paylaşmayın, yaymayın bu tür haberleri. Unutmayın ki, bu tür haberleri yaydığınız zaman, çevrenizde hiç de tahmin etmeyeceğiniz, üzerine konduramayacağınız kişileri teşvik edersiniz, onları cesaretlendirirsiniz. Üzüntünüzü paylaşmak yerine, lanetlerini üzerinize çekersiniz. O kişiler, belki eşinize, belki de çocuğunuza zarar verecek..
Nereden bileceksiniz!
Seyretmeseniz, görmeseniz, duymasanız ne olur.. Ne kaybedersiniz.. Kimliksizlik suçuna ortak olmayın. Kimliksiz vahşilere -sözde- kimlik kazandırmayın.


13 Eylül 2020

Damdan Düşen Proje Yöneticisi

 

DAMDAN DÜŞEN PROJE YÖNETİCİSİ

Sorumu doğrudan sorarak yazıma başlamak istiyorum:

-İlk projenize nasıl atandığınızı hatırlıyor musunuz?

Birçok proje yöneticisinin unutamadığı anlardan birisi, kendisine bir projeyi yönetmesi için proje yöneticiliği görevi verildiği zamandır. Sevinç ve mutluluk ile birlikte heyecan ve tedirginlik yaşanır. Belki de uzun zamandır hayalini kurduğu bir göreve getirilmiştir ancak diğer taraftan işin sorumlulukları ve beklentileri kendisinde büyük yük oluşturur.  

Benim bugüne kadar gözlemlediğim kadarıyla proje yöneticisi atamaları çoğunlukla "damdan düşer gibi" olmaktadır. Aslında belli bir eğitim ve deneme aşamalarından geçirildikten sonra, bu konuda yetkin olduğunu ispatlayan kişilerin proje yöneticisi olarak atanması beklenir ancak pek öyle olmuyor. Bazen isteyerek, bazen de istemeyerek; kişiler kendilerini proje yönetici olarak atanmış şekilde buluyorlar.

Benim ilk proje yöneticiliğine atanmam da benzer şekilde olmuştu. Proje yöneticisi olmayı elbette istiyordum ancak her şey bir anda gelişti ve kendimi büyük bir projenin içinde bulmuştum. İlk proje yöneticiliğinde zaten projenin büyüklüğünün veya küçüklüğünün fazla önemi olmuyor. Heyecanı ve tedirginliği her zaman yüksek oluyor. Ben de aynı duyguları yaşamıştım, ben de damdan düşmüştüm!

Elbette bunun bazı gerekçeleri olmaktadır. Bazen mecburiyetten, bazen de ekip arkadaşları tarafından aday gösterilmesi nedeniyle ya da yöneticilerin uygun görmesi sebebiyle gerçekleşir. Gerekçesi ne olursa olsun, proje yöneticisi kendini bir anda projenin içinde bulur. 

Damdan düşen proje yöneticisinin halinden, ancak damdan düşen proje yöneticisi anlar!

Şimdi sıra, ileride bizim gibi damdan düşecek proje yöneticilerinin ne yapması gerektiğini açıklamaya geldi. Elbette burada yazılacak olan tavsiyeler yeterli olmayabilir. Bu deneyimi yaşayan her proje yöneticisinin başka başka önerileri veya öğrenilmiş dersleri olacaktır. Ancak genel olarak aşağıdaki tavsiyelerin de birçok kişi tarafından ortak bir anlayış içinde kabul göreceğini düşünmekteyim.

  • Müşteriniz ve proje sponsorları sizi projenin yöneticisi olarak bilir: Resmi olarak atandıktan sonra projenin tüm paydaşları, müşteri(leri)niz ve üst yönetim sizi projenin yöneticisi olarak görür ve sorumlu tutar. Projenin tüm gidişatından siz sorumlusunuzdur. Müşterinize veya proje sponsorlarına "ama ben daha yeni proje yöneticisi oldum", "ben bunun böyle bir iş olduğunu bilmiyordum" ya da "ben bunun sorumluluğunu alamam" gibi serzenişte bulunamazsınız. Çünkü onlar sadece sizi muhatap alacaklardır ve karşılarında sizi sorumlu ve yetkili olarak göreceklerdir. Sizin mazaretlerinizin onların gözünde bir anlamı yoktur. Çünkü şunu içinize sindirmeniz gerekmektedir:

  • "Bu projenin yöneticisi sizsiniz!" 

  • Proje ekibiniz ağlama duvarı değildir: Proje yöneticisi olarak aldığınız kararlardan dolayı ortaya çıkacak sorunlar nedeniyle zaman zaman sıkıntıya girebilirsiniz. Hatta bazen ağlamak istersiniz, yapamayacağınızı düşünebilirsiniz, görevi bırakmayı göze alabilirsiniz ya da birilerini suçlamayı çıkış yolu olarak görebilirsiniz. Ancak bunların hiçbirini proje ekibine yansıtmamalısınız. Proje ekibi; sizin gibi sızlanan, mızmızlanan, çaresiz halinde ve zora düşünce çekip gidecek bir proje yöneticisi istemez, böyle bir kişiyi de proje yöneticisi olarak görmez. Proje ekibine yapacağınız sersenişler geri tepecektir. Çözülemeyen ya da yetkiniz dahilinde olmayan sorunları üst yöneticilerinize yükseltmeniz sizden beklenir. Her şeyi sadece ve sadece siz çözemeyebilirsiniz ancak çözümü de proje ekibi içinde çaresizlik içinde aramayınız. Klasik bir söz vardır: 

  • "Çaresiz değilsiniz, çare sizsiniz!"

  • Ekibi yönetmek yerine liderlik yapınız:  Sizin proje yöneticisi olarak atanmanız, tüm ekibinizin idari yöneticisi, müdürü, amiri olacağınız anlamına gelmemektedir. Proje ekibindeki kişilerin, birinci seviyedeki yöneticileri başkaları olabilir. Siz sadece, projenizin yöneticisiniz ve proje tamamlandıktan sonra herkes başka proje ekiplerine geçeceklerdir. Proje ekibindeki kişiler üzerinde yöneticilik yapmak veya onları yönetmek yerine, proje ekibine liderlik etmeye çalışmak daha uygun olacaktır. Liderliğin kapsamı da sadece proje içindedir. Proje içindeki yönlendirmeleri ve görevlendirmeleri doğru yapmak, liderlik için önemli ve yeterli bir sorumluluktur. İdari yönetimi ilgilendiren konularda ilgili yöneticilerle işbirliği içinde olunması faydalıdır. Ancak hiçbir zaman yetki  alanlarına taciz edilmemelidir. 

  • "Siz, projenin başarıyla tamamlanmasını hedefleyen, yol gösteren lidersiniz!"

  • Yardım istemekten çekinmeyiniz:  Proje yöneticisi yardım istemez, her şeyi kendi öğrenmelidir gibi yanlış bir anlayışa sahip olunmamalıdır. Özellikle yeni proje yöneticilerinin bilmedikleri birçok konu ve kavram olabilir. Bunları sormak ve öğrenmek gereklidir. Proje yöneticisi her zaman ve her bir proje ekibindeki kişilerden yardım isteyebilmelidir. Bir proje yöneticisinin tüm alanlarda uzmanlaşmış olması beklenilmez. Projenin alanına uygun teknik terimler, kavramlar ve teknolojiler hakkında bilgi sahibi olmaya çalışmak, her proje yöneticisinin görevidir. 

  • "Yardım isteyebilmek, sizi yüceltir!"

  • Kararlılık gereklidir:  Proje yöneticisinin, temel proje yönetimi yöntem ve tekniklerini uygulamak konusunda kararlı ve ısrarcı olması gerekmektedir. Bir proje yöneticisinin; plan yapması, toplantı düzenlemesi, raporlaması, kontrol yapması ve takip etmesi önemli görevlerindendir. Bunlar konusunda kararlı olmalıdır. Taviz ve feragat göstermemelidir. Projenin kontrolünü başkasına devredemez. Asli görevlerini yerine getirme konusunda da ısrarcı olmalıdır. Proje ekibindeki bazı kişilerin karşı çıkmaları, zorluk çıkarmaları veya direniş göstermeleri; proje yöneticisini yıldırmamalıdır. Birilerinin istekleri nedeniyle yapılacak tavizler, ileride projenin başarısız olması durumunda mazaret olamayacaktır. Kararlı olmak gerekir ancak elbette iyileştirmeye yönelik tavsiyeleri de dikkate almalıdır. Yanlışları düzeltmek, kararsızlık göstermek demek değildir.

  • "Proje yönetiminde verilen her bir taviz, projenin sonunda size fatura olarak geri dönecektir, ödemek zorunda kalırsınız!"

  • Kahramanlık yapmaya çalışmayınız: Yeni proje yöneticisi olmanız nedeniyle projede ucuz kahramanlıklar yapmaya çalışmayınız. Bazen kendinizi göstermek, ekibin gözünde büyümek veya üst yönetime şirin görünmek adına yetki ve sorumluluk alanınıza girmeyen konular hakkında kahramanlık yapmayınız. Proje ekibindeki bir kişinin hatasını üstlenmek, ört-bas etmeye çalışmak, gizlemek veya farklı yansıtmak; sizi kahraman yapmaz aksine tüm suçun sizin üzerinizde kalmasına neden olabilir. Proje yöneticisi olmak, legal olmayan tavırlar sergileyebilme cesareti ve cürreti vermez. Projede bir sorun varsa, bilmesi gereken herkes tarafından bilinmelidir. Proje ekibinden birisinin hatasını düzeltmeye çalışılmalıdır ancak bu asla tüm sorumluluğu üstlenmek şeklinde olmamalıdır. 

  • "Ucuz kahramanlıkların sonu, çoğu zaman günah keçisi olmaktır"

    Yukarıda yazılan hataların birkaç tanesini ben de geçmişte yapmıştım. Elbette bundan sonra da öğreneceğimiz çok şeyler olacak. Yine de bu tavsiyelerin, yeni proje yöneticiliğine başlamış kişiler için faydalı olacağını umuyorum.

    06 Eylül 2020

    Enkaz Devralmadık!

     




    ENKAZ DEVRALMADIK!

    Proje yöneticilerinin bazen başka birisinin yönettiği projeyi devralması gerekebilir. Bu tür projeler geçmişte başlatılmış, epey yol alınmış veya başarısızlık nedeniyle devredilmiş projeler olabilir. Bir projeyi devralmak, proje yöneticileri için kabus gibi bir şeydir. Geçmişte alınan bazı kararların sorumluğunu, yükümlülüğünü artık kendisi taşıyacaktır. Geçmişte yaşanan olayların tarafı olmamasına rağmen, sonuçlarını kendisi yaşayacaktır. 

    Siyasetçilerin sıkça kullandıkları sözlerden birisi de "Enkaz devraldık" açıklamasıdır. Geçmiş yönetimi suçlamak, durumun kötülüğünü ortaya koymak ve bir açıdan da kendi sorumluluklarından biraz da olsa kaçmak için kullanırlar. Her yeni siyasi lider, başkan veya bürokrat; eğer farklı partilere ait ise,  kendisinden öncekileri böyle suçlarlar. 

    Pekala, aynı şeyi projeyi devralan proje yöneticisi de söyleyebilir mi? 

    Geçmişteki proje yöneticilerini, enkaz devraldığını söyleyerek suçlayabilir mi? 

    Hiç bir proje yöneticisi, geçmişten enkaz devraldığını söyleyerek, sorumluluklarından kurtulamaz!

    Bir proje yöneticisinin, geçmişi suçlamasının kendisine faydası olmayacaktır. Hem ayrıca her devralınan proje de kötü durumda olmayabilir. Bazen devir işleminin gerekçesi, önceki proje yöneticisinin başka bir pozisyona veya şirkete geçmesi olabilir. İyi giden bir proje de devralınabilir. Doğru veya yanlış yapılan her şey geçmişte kalmıştır ve projenin yürütülmesi için artık yeni birisi direksiyona geçmiştir. 

    Hiçbir proje yöneticisinin elinde sihirli değnek yoktur!

    Böyle bir durumda, yeni proje yöneticisi öncelikle şunları yapmalıdır:

    • Sakinlikle karşılamalıdır: Geçmişte alınan kararlar ne kadar sıkıntı verici olsa da, projenin durumu ne kadar kötü olsa da, iyi bir proje yöneticisi öncelikle sakin olmalıdır, sakinlikle yaklaşmalıdır. Tedirginlik ve agresif yaklaşımlar durumu daha da kötüye götürecektir. Eli ayağına dolaşmamalıdır. Ortalığı velveleye verecek sözlerden kaçınmalıdır. Sakin yaklaşmak, proje ekibine de güven ve inanç verecektir. 
    • Dinlemeli ve sorgulamalıdır: Projeyle ilgili geçmişteki tüm hususları proje ekibinden dinlemelidir. Doğru soruları sorarak, gerçek durum hakkında net bilgi sahibi olmalıdır. Dinlerken, geçmişe yönelik eleştiri veya yargılama yapmamalıdır. Sadece proje ekibinin gözlemlerini, duygularını ve görüşlerini not etmelidir. Doğru veya yanlış gibi kesin hükümler vermemelidir. 
    • Ani kararlar ve taahhütler vermemelidir: Proje hakkında yeterli bilgi ve deneyim elde etmeden ani kararlar vermemelidir. Özellikle müşterilere veya proje sponsorlarına gerçek dışı taahhütler verilmemelidir. Amiyane tabirle, proje hakkında atıp, tutmamalıdır. Kendisini bir kurtarıcı gibi görüp, "şöyle yapacağım", "bunu ancak ben yapabilirim", "bu iş şöyle yapılmalıydı" gibi kolay ama içi boş taahhütlerden kaçınmalıdır. Akl-ı selim bir davranış içinde, alınması gereken kararları ortak anlayış ile vermelidir.
    • Ekip ile toplantılar düzenlemelidir (toplu ve birebir): Projenin son durumu hakkında proje ekibi ile birlikte toplantılar düzenlemelidir. Proje ekibinin beklentilerini, sorunlarını ve çözüm önerilerini dinlemelidir. Ancak toplu halde toplantılar dışında, ekip üyeleri ile birebir toplantılar da mutlaka yapılmalıdır. Bazı ekip üyeleri, kalabalık toplantılarda sessiz kalabilirler. Onlarla birebir toplantı yapmak ve görüşlerini yüzyüze dinlemek de çok önemlidir. Bazen asıl sorunun nedenini bu tür yüzyüze toplantılardan elde etmek mümkün olabilir. 
    • Anlamalı, Değerlendirmeli ve Değiştirmelidir: Projede bir problem veya çatışma varsa, ilk önce bu durumu anlamalıdır. İlgili tüm ekip üyelerinden sorunun ne olduğunu öğrenmelidir. Problemi anladıktan sonra da objektif biçimde değerlendirmelidir. Bir problem hakkında bilgi sahibi olduktan sonra onu görmemezlikten gelmemelidir. Mutlaka bir değerlendirme yapmalıdır ve problemin çözümü için değişiklikleri uygulamaya geçirmelidir. Değişiklikleri yapmaya yetkisi veya gücü olmaması halinde, durumu bütün açıklığıyla ortaya koyup, üst yönetime yükseltmelidir. Hiçbir problemi sahipsiz bırakmamalıdır, çözümü için elinden geleni yapmalıdır.
    • Projenin tüm paydaşlarını belirlemeli ve onlarla iletişime geçmelidir: Projeyi devralan proje yöneticisi, öncelikle müşteri ve diğer paydaşlar hakkında bilgi edinmelidir. Kimin, hangi konularda bilgi, pozisyon ve sorumluluk sahibi olduğunu anlamalıdır. Müşteri tarafında kimlerle görüşmesi gerekiyorsa hemen bir tanışma toplantısı planlamalıdır. Müşteri tarafındaki sorunlar ve beklentiler hakkında bilgi almalıdır. Bu görüşmelere göre gelecek dönemle ilgili plan hazırlamalıdır. Benzer şekilde diğer paydaşlar, tedarikçiler ve kullanıcılar ile de iletişimler sağlamalıdır.
    • Yeni bir proje başlatma (kick-off) toplantısı yapmalıdır: Proje yöneticisi, devraldığı proje için mutlaka yeni bir proje başlatma toplantısı yapmalıdır. Zaten geçmişte yapılmıştı, tekrar bir başlatma toplantısı yapmak anlamsız gibi görünebilir. Ancak proje ekibinin yeniden enerji kazanması, geçmişte yaşananların etkisini silmesi ve yeni umutlarla projeye devam edebilmesi için bu toplantı gerekmektedir.  Projeye olan inancın yeniden kazandırılması, geçmişteki doğru ve yanlışların geride kaldığını ve yeniden başlanıldığını hissettirmek için bu toplantı gereklidir. 
    • Yeni bir proje planı ve takvimi sunmalıdır: Proje yöneticisi, projenin gelecek dönemine ilişkin gerçekçi bir plan ve takvim hazırlamalıdır ve bunu tüm ilgili paydaşlarla paylaşmalıdır. Planda geçmişten aktarılan işler ile gelecekte yapılması gereken işler detaylı olarak belirtilmelidir. Proje yöneticisi, bu planı hazırlarken gerçekçi olmalı ve yerine getirilemeyecek hedefler vermemelidir. Hiçbir proje yöneticisinin elinde sihirli değnek yoktur. Ancak hazırlanacak planda, bir şeyleri değiştirmek ve düzeltmek için çaba gösterileceğinin de açık olarak belirtilmesi gerekmektedir. Yeni planının da çözümsüzlük sunmaması gerekmektedir. Alternatif çözüm yöntemleri, alınacak riskler ve iyileştirme fırsatları sunmalıdır.
    Bunlar yapıldıktan sonra proje yöneticisin öğrenilmiş dersler ve kazanımlar olarak yaşanılanları raporlaması gerekecektir. 

    Her yeni proje, yeni bir umuttur..
    Her yeni proje yöneticisi de yeni bir başlangıçtır..

    31 Ağustos 2020

    NİSPETİZM ve SOSLU MEDYA

     




    NİSPETİZM ve SOSLU MEDYA

    İnsanlık boyunca hep görülen bir hastalık:Nispetizm. Birilerini kıskandırmak, olduğundan farklı görünmek ve nispet etme çabası. "Soslu Medya" yazarken, yazım hatası yapmadım. Sosyal medya denilen ortam aslında acı/tatlı/ekşi tüm sosları içeren spagetti makarna gibi.
    Nispetizm, bireylerin sosyal medyada kendilerini çok mutlularmış gibi gösterdiği diğer bir anlatımla nispet yaptıkları, ancak aslında kendi içlerindeki mutsuzluklarını, yalnızlıklarını ve çatışmalarını gizlemek veya bu durumdan kurtulmak amacıyla yaptıkları bir olgu. Nispetizm olgusu, bir bakıma kişinin sosyal medyada gerek kendi arkadaşları gerekse de diğer kişiler nezdinde (etiketleme (hashtag) suretiyle) kendi lehinde ve popülerlik sağlayıcı nitelikte olan bir algı yönetimi durumu. Bu sayede birey kendisi ile sosyal medya mecrası üzerinde hayal edilen bir gerçeklik yaratıyor ve bir zamandan sonra bu dünyasız yaşayamaz hale geliyor.
    Bu mecra bireyin bir anlamda ulaşamadığı, zaman zaman ulaşabildiği ancak devamlılık sağlayamadığı eylemler ve aktiviteleri sürekli yapıyormuşçasına bir algının yaratılması amacı ile de kullanılıyor
    Gittiği yerden konum bildirmeler, anlık fotoğraf paylaşımları, özlü sözler uydurma/uyarlama çabaları, arkadaş partilerinden çılgın görüntüler paylaşma arzusu hep bu nedenle.
    Geçmişte bir haber okumuştum. Bir genç, kendi fotoğraflarını photoshop uygulaması ile Paris, Londra gibi şehirlerdeki bilinen mekanlardaymış gibi işleyerek paylaşıyordu. Maksadı, arkadaşlarına zengin ve çok gezen biri olarak görünmekti.
    Bu "mış gibi" paylaşımların arkasında elbette "... desinler" çabası. Sonra da bunlara erişemeyecek durumda olanları kıskandırmak ve nispet etmek. Bu paylaşımları yapanlar çok mu mutlular? Çok mu zenginler, gezmeyi seviyorlar? Birçoğunun cevabı koca bir HAYIR!
    Soslu medya uygulamalarında en az kullanılan özellik canlı çekim paylaşımlarıdır. Çünkü nispetizm hastaları, üzerinde oynanmadan ve işlenmemiş videoları, fotoğrafları anlık paylaşmak istemiyorlar. En doğal hallerinin ne denli gerçekçi olduklarını biliyorlar. Öyle ya! O akşam evdeki kıyafetiyle kim fotoğrafını paylaşır. Daha yemeği yemeden, yemeğin fotoğrafları soslu medyaya sunuluyor. Uçağa binmeden, biletin fotoğrafı paylaşılıyor. Emojiler ise binlerce çeşit oldu.
    Hiç okumadığı kitaptan bir özlü söz paylaşmak da arttı. Herkese bir ders verme, herkesi kendisi gibi düşünmeye zorlama, algı oluşturma ve amiyane tabirle "ayar verme" çabası.. Düşünsel paylaşımlardan uzak duruluyor. Çünkü kimse uzun uzun okumuyor.
    Haydi soslu spagettiye çatalımızı daldıralım

    07 Mayıs 2020

    Proje Yönetimi Manifestosu -3



    PROJE YÖNETİMİ MANİFESTOSU-3


    Proje Yönetimi Manifestomuzun 3.maddesi ile devam ediyoruz. Bu yazımızda proje yöneticiliğinin bir meslek olduğunu ele alacağız. 10 maddeden oluşan manifestomuzu proje yönetiminin olmazsa olmazları olarak görüyoruz. Proje yönetiminin bir meslek olarak ülkemizde yerleştirilmesi, önem kazanması ve hak ettiği değeri elde etmesi için manifestomuzdaki maddeleri tüm proje yöneticilerinin sahiplenmesi önemlidir. 

    *********************************************************************************
    Manifesto Madde-3:
    PROJE YÖNETİCİLİĞİ BİR MESLEKTİR
    *********************************************************************************

    Birisi size "İşiniz nedir?" diye sorsalar, eminim o anda yaptığınız işle ilgili cümleler kurarsınız. Fakat aynı şekilde "Mesleğiniz nedir?" diye sorsalar, zorlanılabilir. Özellikle resmi başvuru formlarında meslek ile ilgili alanları doldurmakta zorlanırız, ben kendi adıma epey zorlanıyorum. Çoğumuz meslek olarak üniversiteden mezun olduğumuz alanı söyleriz. Ya da benzer şekilde lise, yüksek okul veya lisansüstü eğitim alanını belirtiriz. Okuduğu alanda çalışanlar için meslek bilgisini söylemek kolaydır. Ancak okuduğu bölüm ile hiç alakasız işlerde çalışanlar var. Geçmişte hiç ilgisiz alanlardan mezun olmasına rağmen çok iyi yazılımcı olanlar görmüştüm. Tabiri caizse birçok bilgisayar mühendisini cebinden çıkarabilecek kadar iyi yazılımcılardı. O kişilerin mesleğini diplomasındaki bölüm ile tanımlaması bence anlamsız.  Belki de okuduğu bölüm adına hiç bir iş yapmamıştı. Şimdi o kişinin mesleği sizce nedir?

    Meslek, içinde zanaat bulundurur. Zanaat, emeğe dayalıdır ve ustalık gerektirir.

    Diplomalar mesleği tanımlamak için yeterli değildir. Bir mesleğin tanımlanabilmesi için öncelikle insanın yaşamını sürdürebilmesi için para kazandıran bir iş olması gerekmektedir. Hobi amaçlı veya sosyal/kişisel gelişim amaçlı yapılan faaliyetleri meslek olarak adlandırmak doğru değildir. Zanaat terimi her ne kadar sadece el işçiliği içeren meslekler için kullanılsa da aslında tüm mesleklerde zanaat vardır. Zanaat para kazanmak için icra edilir. Meslek yoğun bir eğitim, ustalık ve uğraşı gerektirir. Bir alanda alınan kısa süreli kurslar ile meslek sahibi olunamamaktadır. Mutlaka tekrar edilen bir çalışma lazımdır. Mesleklerin her zaman bir iş ürünü veya hizmet çıktısı vardır. Hayatında hiç resim yapmamış bir ressam yoktur elbette.  Mesleklerde süreklilik de önemlidir.  Bir meslek çerçevesinde farklı sektörlerde, farklı iş yerlerinde çalışmak mümkündür ancak kısa süreli ve farklı alanlarda iş yapan kişilerin mesleklerini tanımlaması mümkün değildir.

    Her meslek bir ihtiyaçtan doğar. Proje yöneticiliği de günümüzün kompleks ve disiplinler üstü çalışma alanlarındaki işlerin yürütülmesi ihtiyacından ortaya çıkmıştır.

    Toplumun ihtiyaçlarına ve teknolojik gelişmelere göre zaman içinde bazı meslekler yok olur, yeni meslekler ortaya çıkar. Bazen bir meslek başka alt mesleklere ayrılır. Her şeyin evrildiği dünyada mesleklerin de değişimi olağandır. Bu nedenle toplumun ihtiyaçlarını gideren mesleklerin de kendine özgü metotları vardır. Bir mesleği diğerinden ayırt eden belli başlı niteliklerin olması gerekmektedir. Bazı meslekler el işçiliği üzerine yetkinlikler gerektirirken, bazıları ise düşünsel yetenekleri ön plana çıkarır. Bazen sosyal bazen ise analitik zeka gereksinimi duyulur. Fakat hangi meslek olursa olsun, önemli olan detaylardır. Her mesleğin inceliği, zarafeti yapılan işin detaylarındadır. Bir meslek sahibini, yaptığı işlerdeki detaylar ve zorluklar ön plana çıkarır. Kaba saba, gelişigüzel ve özensiz iş yapan birisini o meslekle isimlendirmek doğru değildir. Herkes iğne ile dikiş yapabilir ama bu herkesin terzi olduğunu göstermez.  

    Proje yöneticiliği detaylı çalışmayı gerektiren, bir zanaattir. Proje yöneticilerinin bir meslek icra ettiklerinin farkında olması, yaptıkları işin niteliğini arttıracaktır.

    Bir mesleğin tanımlanması için bazı örgütlü yapılar tarafından tarifinin yapılması, kapsamının belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda Meslek Birlikleri , Odalar, Dernekler ve Konfederasyonlar gibi kurumsal örgütler ortaya çıkmıştır. Örneğin Türk Eczacılar BirliğiTÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ-TMMOBTÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİTÜRKİYE ESNAF VE SANATKARLARI KONFEDERASYONU gibi kuruluşlar temelde mesleklerin icra edilmesini kolaylaştırmak için vardır. Geçmişte Ahilik sistemi vardı. Bir bakıma esnaf odaları gibi örgütlenmedir ve kendi içinde belli başlı kuralları bulunmaktaydı. Benzer şekilde proje yöneticilerinin üye oldukları dernekler de bulunmaktadır. Henüz proje yöneticiliği alanında oda ve meslek birlikleri gibi kuruluşlar bulunmamaktadır. Ancak proje yöneticiliğinin meslek olarak yaygınlaşması durumunda buna benzer örgütlü yapılar da oluşacaktır. Proje yöneticilerinin, alanlarındaki dernek ve benzeri örgütlü yapıların faaliyetlerinde etkin çalışmalar yapması gerekmektedir. Hem mesleki hem de örgütsel anlamda gelişim sağlanacaktır. 

    Meslekler için etik kurallar önemlidir. Proje yöneticiliğinin de etik kurallarına uygun icra edilmesine dikkat edilmelidir.

    Geçmişteki Ahilik teşkilatında iş ahlakı veya meslek etiklerine çok önem verilirdi. Etik kurallarının dışında hareket edenler meslekten men edilirdi. Hem hukuki hem de toplumsal cezalar verilirdi. Günümüzde de genel ahlak kurallarının ötesinde mesleki ahlak kuralları bulunmaktadır. Örgütlü yapılar bu kuralların takipçisi durumundadır. Benzer şekilde proje yöneticiliği mesleğinin de bazı etik kuralları olmalıdır. Bu konuda henüz tam bir metin olmamakla birlikte bazı kaynaklar örnek verilebilir. Kaynak-1Kaynak-2 , Kaynak-3

    Ülkemizde 2010’lu yıllara gelene kadar proje yönetimi alanında yerel bir meslek standardı bulunmuyordu. 2013 yılında Resmi Gazete’de yayınlanan ulusal meslekt standartları ile proje yönetimi alanında yerli meslek standardımız da oluştu.  Ülkemizde ulusal mesleki standartlar ve mesleki yeterlikler “Mesleki Yeterlilik Kurumu ” tarafından yayınlanmakta ve yürütülmektedir. Proje yönetimi meslek standartları hakkında diğer yazım okunabilir.


    Sonuç olarak;
    • Üniversite mezuniyet diploması mesleği tanımlamak için yeterli değildir
    • Proje yöneticiliği bir meslektir.
    • Proje yöneticiliğinin, diğer meslekler gibi kendine özgü yöntem ve yetkinlikleri vardır.
    • Proje yöneticisi yaptığı işin bir meslek ve zanaat olduğunun farkında olmalıdır.
    • Proje yöneticiliğinin bir meslek olarak tanımlanmasında sorumluluk tüm proje yöneticilerine düşmektedir.
    • Proje yöneticileri mesleki örgütlerin faaliyetlerine katılmalı ve çalışmalarına destek vermelidir.
    • Proje yöneticiliği meslek etik kuralları belirlenmeli ve uyulması sağlanılmalıdır.


    01 Mayıs 2020

    MIZRAK ÇUVALA SIĞMADI




    Covid-19 (hashtagCorona) salgını dünyayı sarstığı gibi yönetim anlayışlarını da derinden etkileyecek görünüyor. Ekonomik açıdan kapitalizm için eleştiriler yapılırken, son 20 yılın trendi olan "hashtagDijitalizm" de göklerden yere iniyor. Milenyumun salgını olan "sanal dünya dijital virüslerinin" (sosyal medya), gerçek dünyadaki virüsler karşısında anlamını yitirdiği bir zamanı yaşıyoruz. Bu kez Dijitalizm çuvala sığmadı, sanal dünya çuvalladı! Sağlık, gıda gibi insanın birincil ihtiyaçlarına destek olmayan sanal dünya araçlarının faydasız olduğu görülüyor. Öncelik her zaman hashtagüretim, hashtagfabrika ve hashtagArGe olmalı. Hala "insan" olarak biyolojik varlıklarız ve biyolojik, fizyolojik ihtiyaçlarımız karşılanmadığı sürece hiç bir göz boyamaya yönelik yönetim anlayışlarının işe yaramadığını anlıyoruz. Sanal dünya devlerinin ve birlikteliklerinin (AB gibi) bu krizde sarsıldığını görüyoruz. Küreselleşen dünyada "bize bir şey olmaz" anlayışının geçerli olmadığı apaçık belli. Sanal fanus kırıldı!

    24 Nisan 2020

    Hikayeden İşler-8




    HİKAYEDEN İŞ'LER-8


    "Hikayeden İş'ler" yazı dizimizde bu bölümde bir şemsiye tamircisinden bahsedeceğiz.  Hikaye anlatıcılığın geçmişi meddahlık kültürüne dayanır. Meddah: Geleneksel Türk  Halk Tiyatrosunun türlerinden biridir. Methedici, taklitler yapıp hoş öyküler anlatarak halkı eğlendiren sanatçıya ve oynadığı oyun türüne meddah denir. Arapçada övücü anlamındaki "methetmek" kökünden gelmiştir.Dolayısı ile meddah, metheden öven anlamındadır.  Meddah, kıssahan (Araplarda), şehnamehan (Acem/Fars) ve mukallit (taklit eden) kelimeleri ile eş anlamlı olarak ‎kullanılmıştır.  Meddahlar kasaba kasaba, şehir şehir dolaşarak bazen aynı, bazen de farklı hikayeler anlatırlardı. Anlatımlara gittikleri yörelerden katkılar yaparlardı. Bazen yöresel şiveyi taklit ederler, bazen ise yöredeki bir kahraman üzerinden hikayeler anlatırlardı. 

    Meddahlıkta önemli olan, dinleyicilerine keyif vermek, öğüt verici bir hikaye anlatmaktı. Meddah oradan ayrılsa bile uzun süre hikayeleri anlatılmaya, dilden dile aktarılmaya devam ederdi. Günümüze kadar gelen hikayeler vardır. Güzel hikayeleri olan meddahlar civar yerlerden davetler alırlar ve çoğunlukla gezgin bir hayat yaşarlardı. Anlatılan hikayenin etkisi ile birlikte meddahın anlatım şekli de tercih sebebi olmuştur.


    ŞEMSİYE TAMİRCİSİNİN İŞİ NEDEN ÖNEMLİDİR? 


    *********************************************************************************
    Küçük bir kasabada seyyar  şemsiye tamircisi, yol kenarında küçük bir kutu üzerine oturmuş, arızalı şemsiyeleri tamir ediyordu. Adam, tamir edilecek kısımları dikkatle ölçüyor, itina ile yama koyuyor, telleri birer birer deneyerek güçlendiriyordu.

    Tamirciyi hayranlıkla seyreden bir genç yanına yaklaştı ve: 
    -“İşinizi çok dikkatli ve özenle yapıyorsunuz” dedi.

    Bir taraftan işine devam eden şemsiye tamircisi:

    -“Evet, ben her zaman işimi iyi yapmaya çalışırım.” dedi

    Genç konuşmayı sürdürdü:

    -“Fakat bu kadar özenmenize, bu kadar dikkatli yapmanıza gerek yok ki. Bu zamanda buralara pek yağmur yağmaz. Bu yüzden müşterileriniz, yaptığınız işin iyi veya kötü olduğunu ancak siz buradan gittikten sonra anlayacaklar" dedi.

    Şemsiye tamircisi:
    - "Evet, haklısın. Ben gittikten sonra işimin farkına varacaklardır" 

    Konuşmaları devam etti:
    -"Bu tarafa tekrar gelecek misiniz?”  
    -“Hayır.” 
    -“O halde, niye bu kadar titizsiniz?”

    Şemsiye tamircisi delikanlıya bakıp bu soruya şöyle cevap verdi:

    -“İşimi iyi yaparsam, benden sonra buradan geçecek başka bir tamircinin işi kolaylaşacak. Ben, eğer kötü malzeme kullanır ve baştan savma iş yaparsam, buranın halkı bunu er veya geç anlayacak ve benden sonra buradan geçecek tamirciye iş verilmeyecektir.”


    *********************************************************************************

    Kariyer hayatımız boyunca çoğu zaman iş değiştirmek durumunda kalırız. İş yerine sadakat "X" kuşağında biraz daha fazla iken günümüz iş dünyasında etkin olan "Y" kuşağı ve gelecekteki "Z" kuşağında sık sık iş değiştirmeler olağan bir davranış olarak görülmektedir. Mezun olduktan sonra uzun yıllar tek bir firmada çalışıp, emekli olan çalışan sayısı çok çok az durumdadır.  Günümüzde iş değiştirmenin gerekçesi sadece yüksek maaş olmamaktadır. İş hayatında sunulan imkanlar, kendini geliştirme fırsatları, işin itibarı, işin geleceği, iş yerinin konumu, rahatsız edilme (mobbing), tatmin olma ve taltif edilme gibi diğer kriterler de iş değiştirmek için geçerli gerekçeler olmaktadır. Profesyonel her çalışan için iş değiştirme, işten ayrılma veya başka bölüme rotasyon yapmak doğaldır. İş yerini değiştiren çalışan, bu davranışı nedeniyle eleştirilemez, zor durumda bırakılamaz.

    İdeal olarak, her çalışanın sorumluluğu alanında olan her işi tam layıkıyla ve eksiksiz olarak gerçekleştirmesi beklenir. Bu çalışanın maaşının karşılığı olan bir görevidir. Her çalışan yaptığı işin karşılığını maaş/ücret olarak beklerken; işletmenin de çalışanlardan işini iyi yapmasını beklemesi doğaldır. Ancak her zaman bu denge sağlanamaz. Bazen çalışan kazandığı ücretinin karşılığını tam vermiyor, bazen de işletme çalışanın ücretini zamanında ve eksiksiz olarak vermiyor. Bu durum tekerrür ettiği zaman ya işten çıkartma yapılıyor, ya da çalışan istifa ediyor.  

    Ancak burada çalışanın işini iyi yapması çok önemlidir. Çünkü hikayemizde anlatıldığı üzere, işini iyi yapan bir çalışan; ileride oradan ayrılsa bile ardında bıraktığı olumlu izlenim sayesinde kendisinden sonra gelenlerin de işini kolaylaştıracaktır. Her çalışan hem kendini temsil ettiği gibi aynı zamanda mesleğini, mezun olduğu üniversiteyi veya okulu da temsil etmektedir. Bazı çalışanların ardında bıraktığı çok iyi veya çok kötü imaj nedeniyle, o çalışanın okuduğu okul veya diplomasına sahip olduğu meslek hakkında da çok iyi veya çok kötü imaj oluşur.

    "Kötü yaptığınız işin bir gün mutlaka farkına varılacaktır ve sizi bir şekilde yakalayacaktır" 

    Yıllar önce bir şirkette X üniversitesinden mezun olan ABC bölümü mühendislerine karşı kötü bir izlenim vardı. Şirket yöneticisi, o üniversiteden mezun olan ABC bölümü mühendislerini işe almayacağını belirtiyordu. Elbette yaptığı genelleme yanlıştı ancak yaşadığı kötü bir deneyim nedeniyle böyle bir karar almıştı. Bunun sebebi ise bir çalışanının yaptığı işin kötü olması ve bundan şirketin ciddi zarar görmesiydi. Bu durum, ne o üniversiteyi ne de o bölüm mezunlarını kötülemeye gerekçe olamazdı ancak şirket yöneticisinin bu fikrini değiştirmek de hiç kolay değildi. 

    "Sadece kendinizi değil; mesleğinizi, okulunuzu, şehrinizi, ülkenizi de temsil ediyorsunuz" 

    Son olarak;

    Şartlar ne olursa, olsun
    Ardınızda iyi bir iz bırakın!
    İşinizi iyi yapın,
    Baştan savmayın..
    Kötü yaptığınız bir iş,
    Sizden sonrakilere de zarar verir!

    19 Nisan 2020

    Proje Yöneticisinin Dokunduğu Fil-4



    Proje Yöneticisinin Dokunduğu Fil-4

    "Proje Yöneticisi ve Dokunduğu Fil(Proje)"  yazı dizimize "Yılan" konusu ile devam ediyorum. Bu yazımızda proje ekibinde yılan gibi davranış sergileyenleri ve projelerde güvenliği ele alacağız. Yazı dizimizin konusunu oluşturan "Körler ve Fil" şiirinde John Godfrey Saxe  şöyle yazmıştı:

    Üçüncüsü hayvana yaklaştı
    Ve mutlulukla tuttu
    Elleri içinde hortumunu
    Böylece cesaretlendi ve konuştu:
    “Anladım” dedi aynen
    “Fil daha çok bir yılan gibi”

    Yılan, elbette tehlikeli bir yaratıktır. Ancak herkes yılanların ne yapacağını bilir! Yılan zehirler, ısırır ve hatta boğabilir. Bu yılandan beklenen bir davranıştır. Bir kimse yılanı eline alıp, onun kendisine zarar vermeyeceğini düşünemez. Sirklerde yılanlarla gösteri yapanlar ya da Hindistan'da yılan oynatanlar riske girmemek için yılanların zehirlerini yok ederler. Çünkü kimse yılanın zehirlemeyeceğini garanti edemez. Bu girizgahtan sonra fazla oyalamadan sorumu sorayım:

    "Proje ekiplerindeki HERKES en az sizin kadar projeyi sahiplenir mi?"

    Soru basit ama bu soruya beklemeden, düşünmeden "evet" cevabını veriyorsanız; ya çok fazla iyimsersiniz ya da gerçekten safsınız, demektir.

    Proje ekipleri oluşturulurken başta duyulan heyecan ve şevk uzun süre kalıcı olamayabilir. Bir proje yöneticisinin görevi elbette bu heyecanı ve şevki en üst düzeyde tutabilmektir. Tamam, ancak herkes bu kadar iyi niyetli midir? Proje ekiplerindeki yılan gibi davranış sergileyenleri ne yapacağız Gerçekten çok itici ve tiksindirici bir durum bu. Proje ekiplerinde yılanların var olduğunu düşünmek, inanmak ve birilerini bu şekilde etiketlemek, yaftalamak ne kadar zor! Hiç kimsenin buna cesaret edebileceğini düşünemiyorum ancak gerçekten proje ekiplerinde yılanlar olabilir.  Fazla iyi niyetli olmaya, kendimizi inandırmaya, kandırmaya çalışmayalım.

    Bu gerçeği kabullenerek, yeniden değerlendirelim. Siz, proje ekibinizdeki herkesten, projenize yeterli dikkatin ve önemin verilmesini beklersiniz ancak diğer tarafta sizin proje(ler)iniz başkaları için var olan işlerinin üstüne eklenmiş ekstra işler olarak düşünülebilir. Onların da sizin kadar projenizi sahiplenmesi mümkün değildir. Hatta sizin projenizin ortaya çıkaracağı iş ürünleri veya hizmetler; diğer kişilerin çalışma biçimiyle veya kariyer hedefleriyle çatışabilir. Geçmişte birçok otomasyon projelerinden rahatsız olan, işini kaybedeceğini düşünen çalışanlar, projelere engeller çıkarmışlar.

    Elbette herkes kötü niyetli değildir. Bazen proje ekiplerindeki kişiler, iyi niyetli olarak rollerine uygun olan bazı konulara daha fazla önem verilmesini, daha dikkatli olunmasını isterler. Hatta projeyi o yöne doğru çekiştirirler. Sanki o konudaki çalışmaların yapılmasını, projede başarının sağlanması için yeterli ve tek koşul olarak düşünürler. Herkesin de böyle düşünmesini beklerler. Bir süre sonra her bir roldeki çalışan, projeyi kendilerinin ilgi alanlarına doğru çekmeye çalışırlar. Proje ana hedefinden çıkıp, sadece baskın birilerinin ilgi alanındaki çalışmaları gerçekleştirmeye odaklanılır. Proje ekiplerindeki kişiler bunu bazen bilmeyerek, bazen de kendi çıkarları doğrultusunda bilerek yaparlar. Proje yöneticisinin, projenin hangi yöne doğru çekiştirildiğinin farkına varıp, uyanık davranması gerekmektedir.

    Proje ekiplerindeki yılanların en tehlikeli oldukları bir diğer konu ise bilgi güvenliğidir. Bazı çalışanlar, projelerdeki kritik bilgileri başkalarıyla paylaşabilirler. Bunun için firma bünyesinde ya da en azından proje seviyesinde yeterli bilgi güvenlik altyapısı kurulmalıdır. Bilgi güvenliği olarak  sadece teknik bilgilerin paylaşılması düşünülmemelidir. Projenin o aşamadaki durumu, proje ekiplerinde kimlerin yer aldığı, müşteri bilgisi, projede yaşanılan aksaklıklar, proje bütçesi, takvimi, paydaşları gibi bilgilerin de paylaşılmaması önemlidir. Rakip firmaların proje hakkında elde edeceği ufak bir bilgi kırıntısı bile projeyi ve firmayı zor durumda bırakabilecektir. Bu nedenle, proje ekiplerindeki yılanların güvenlik açıklarından sızma girişimlerine engel olunmalı, gerekli güvenlik tedbirleri devreye alınmalıdır. Aksi halde en küçük ve göz ardı edilen bir yerden sızıntı olabilecektir.

    Proje yöneticileri her zaman dikkatli olmalı, bilinçli veya bilinçsiz şekilde tartışmalara girmemelidir. Bazen bu tür tartışmalar ne projeye ne de kendisine fayda sağlayacaktır. Aksine projeler sekteye uğrayacaktır. Fazla iyi niyet ve saflıktan uzak durup, gerçekçi olmakta fayda vardır.

    09 Nisan 2020

    Proje Yönetimi Manifestosu -2


    PROJE YÖNETİMİ MANİFESTOSU-2


    Önceki yazımızda başladığımız Proje Yönetimi Manifestosuna yeni bir madde ile devam ediyoruz. 10 maddeden oluşan manifestomuzu proje yönetiminin olmazsa olmazları olarak görüyoruz. Proje yönetiminin bir meslek olarak ülkemizde yerleştirilmesi, önem kazanması ve hak ettiği değeri elde etmesi için manifestomuzdaki maddeleri tüm proje yöneticilerinin sahiplenmesi önemlidir. 


    *********************************************************************************
    Manifesto Madde-2:
    HER PROJENİN, PROJE YÖNETİCİSİ OLACAKTIR

    *********************************************************************************
    Aslında bir proje varsa, bir yöneticisinin olması da doğal ve anlamlı gelmektedir. Ancak bu varsayıma rağmen gerçek bundan çok farklıdır. Ülkemizde geçmişten bugünümüze kadar proje yöneticilerine olan bakış ve algı hep aynı değildi. Yani hiç bir zaman, bir proje ortaya çıktığı zaman hemen bir proje yöneticisi atanmadı. Zaten proje kavramı da çok eskiden beri var olmamıştı. İlk başlarda firmanın yaptığı işlerin bütünü bir proje olarak ele alınırdı. Sonraki zamanlarda yurt dışı kaynaklı örgütlerin ortaya koyduğu kavramların ülkemizde benimsenmesi ve bazı kalite standartlarının/modellerinin zorlaması ile projelere yaklaşım değişti. 

    Süreç tanımlarında proje yöneticisi gibi roller tanımlanmaya başlanınca firmalarda en deneyimli veya en kıdemli personeller proje yöneticisi olarak atanmaya başlandı. Aslında bu tam bir görev ataması değildi. İşi en iyi bilen kişiler oldukları düşünüldükleri için o rol onların üstünde kaldı. Geçmişte birçok "Şef Mühendis" rolündeki çalışanlar gerçekte proje yöneticiliği yapmaktaydılar. Çok az firmada gerçek anlamda bir "Proje Yöneticisi" rolü/görevi tanımlanmıştı. 

    Projeler, kıdemli veya deneyimli kişilerin ek iş olarak yönetecekleri çalışmalar değildir. Ekibin imece usulü yönetim faaliyetlerini gerçekleştirmesi mümkün değildir.

    İlerleyen yıllarda, birçok ihalede veya sözleşmede "bir proje yöneticisi atanacaktır" benzeri şartname maddesi yer almaya başlayınca firmalar gerçekten birilerini proje yöneticisi olarak görevlendirmek zorunda kaldılar. Ancak burada da genelde şirkete yeni girmiş, tecrübesiz ve fazla iş yükü olmayan kişiler, sırf şartname maddesini karşılayabilmek adına bu göreve getirildiler. Böylece hem onlara iş çıktı, hem de kağıt üstünde de olsa bir proje yöneticisi atanmış oldu. O deneyimsiz proje yöneticileri de genelde toplantı düzenlemek ve müşteri ile yazışmaları hazırlamaktan öte işler yapmadılar. Asıl işler, planlama ve yürütme işleri yine teknik, deneyimli ve kıdemli kişiler üzerinden gerçekleştirildi. Proje yöneticileri sadece vitrin arayüzü olarak kaldılar. Bir bakıma proje sekreterliği yaptılar. Matriks yapılanmada en pasif durumdaydılar. Zaman içinde projeler büyüdükçe, kapsamları ve bütçeleri arttıkça proje yöneticilerinin önemi, yetkisi ve sorumluluğu arttı. Ancak bazı firmalar halen eski yaklaşımla devam etmektedirler. 

    Projelerde, sırf deneyimsiz çalışanlara iş vermiş olmak için proje yöneticisi atanmamalıdır. Proje yöneticisi; planlama, izleme, koordinasyon ve yürütme faaliyetlerini gerçekleştirecek yetkinlikte ve sorumlulukta olmalıdır.

    Firmalar proje yöneticisi ataması yaparken genelde projenin geliştirileceği alanda uzmanlaşmış kişiler olmasına dikkat etmektedirler. Ancak proje yönetimi metodolojisini açıklayan kitaplarda böyle bir zorunluluk olmadığı belirtilmektedir. Temel proje yönetim işlevlerine hakim, yöntemlerini bilen ve uygulayabilecek herkes proje yöneticiliği yapabilmelidir. Proje yöneticiliği; alan uzmanlığı gerektirmeyen, kendine has yöntemleri ve yaklaşımları olan bir meslektir. Teknoloji projelerini yöneten bir proje yöneticisinin, bir inşaat projesini de yönetebileceği varsayılır. Belki ilk aşamada proje yöneticileri alanın terminolojisinden kaynaklı bazı zorlanmalar yaşasalar da zaman içinde temel proje yönetim yöntemlerini uygulayarak başarılı olacaklardır. Proje yöneticisi aynı zamanda yönetim, iletişim ve liderlik konularında da yetkinlik ve deneyim kazanmalıdır. Proje yöneticilerinin mesailerinin büyük kısmı iletişim ve liderlik çalışmalarında geçmektedir.

    Proje yöneticileri, her çalışma alanındaki projeleri yönetebilecek şekilde temel proje yönetim tekniklerine ve yöntemlerine sahip olması gerekir.

    İletişim, koordinasyon, planlama ve yürütme faaliyetlerinin tek elden gerçekleştirilebilmesi için projelere yalnızca bir proje yöneticisi atanması gerekir. Aynı projede birden fazla yönetici veya yönetici rolünü üstlenen proje ekibi üyesi varsa; karar verilmesi gereken durumlarda yetki ve sorumluluk karmaşası ortaya çıkacaktır. Yönetimin tek elden olması faydalıdır. Proje yöneticilerinin karar almakta zorlandığı durumlarda bir üst yöneticinin olması elbette olabilir ancak aynı rol ve sorumluğa sahip proje yöneticisi olmamalıdır. Projenin kapsamı ve büyüklüğü nedeniyle bazen birden fazla proje yöneticisinin atanması gereken durumlarda, her proje yöneticisinin yöneteceği proje parçalarının belirlenmesi gerekir. Proje yöneticileri projelerinin sınırlarını ve yetkilerini net olmak bilmek isteyeceklerdir. Bunu sağlamadan bir projeyi birden fazla yöneticinin yönetmesi zordur.

    Sonuç olarak;
    • Projeler kendi haline bırakılacak, ekiptekilerin birbirlerine yardım ederek imece usulü geliştirilecek çalışmalar değildirler.
    • Projelerde yönetim, yürütme ve izleme faaliyetleri için yetkin ve sorumlu bir proje yöneticisi  olmalıdır. 
    • Proje yöneticisi sadece projenin geliştirildiği alanda uzmanlaşan kişilerden olmak zorunda değildir. 
    • Proje yöneticisi teknik alandaki bilgi ve becerilerden daha çok yönetim, iletişim ve liderlik konularında yetkinlik ve deneyim kazanmalıdır.
    • Bir projenin yalnız ve sadece bir proje yöneticisi olmalıdır. 
    • Birden fazla proje yöneticisinin çalışması gereken durumlarda, ilgili proje mantıksal parçalara ayrılmalı ve her bir proje yöneticisinin sorumlu oldukları parçalar net olarak belirlenmelidir.